Adıyaman'ın tarihi dokusunu yansıtan Oturakçı Pazarı, geçtiğimiz günlerde alışılmışın dışında, oldukça anlamlı ve duygusal bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Yükseköğretim Kurulu tarafından başlatılan Gazze için bilim kafe etkinlikleri zincirinin bir parçası olarak, Adıyaman Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi tarafından organize edilen program, Gazze'de yaşanan büyük yıkıma ve bu yıkımın gölgesinde hayata tutunmaya çalışan öğrencilerin azmine odaklandı. Gazze'de üniversite olmak: eğitime, bilime ve geleceğe tutunmak başlığıyla gerçekleştirilen etkinlik, bölgedeki akademik hayatın karşı karşıya kaldığı zorlukları kamuoyunun gündemine taşımayı amaçladı. Yoğun bir katılımla gerçekleşen program, sadece bir bilgilendirme toplantısı değil, aynı zamanda Gazze'deki meslektaşlarına ve öğrencilere gönderilen güçlü bir dayanışma mesajı niteliği taşıyordu. Etkinlik, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle manevi bir atmosferde başlarken, ardından izletilen Gazze'den Adıyaman'a: Eğitimin ve Bilimin Sesi başlıklı video gösterimi, katılımcıları yaşanan dramın merkezine götürdü.
Akademik Mücadelenin Görünmeyen Yüzü
Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Gazze'de eğitimlerini sürdürmeye çalışan üniversite öğrencilerinin kendi ağızlarından paylaştıkları video mesajlarıydı. Gençler, binaların yıkıldığı, laboratuvarların kullanılamaz hale geldiği ve kütüphanelerin yok edildiği bir ortamda, eğitimlerini devam ettirme çabalarını ve geleceğe dair besledikleri umutları tüm çıplaklığıyla anlattılar. Bu görüntüler, sadece fiziksel bir yıkımı değil, aynı zamanda bir neslin geleceğinin nasıl tehdit altında olduğunu gözler önüne serdi. Etkinliğin bir diğer önemli ayağında ise Adıyaman Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Öğr. Gör. Dr. Ahmet Alkan'ın, Filistin Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Nibras Eğitim Derneği Başkanı Dr. Nihad Abdulfettah Ferih Badriye ile gerçekleştirdiği çevrim içi röportaj yer aldı. Bu röportaj, Gazze'deki yükseköğretimin mevcut durumunu, akademisyenlerin karşılaştığı engelleri ve saldırıların bilimsel hayat üzerindeki yıkıcı etkilerini birinci ağızdan dinleme fırsatı sundu.
Bilim ve Umudun Dayanışma Köprüsü
Moderatörlüğünü Hakan Çalışkan'ın üstlendiği panel bölümünde ise konu daha geniş bir perspektifle ele alındı. Dr. Öğr. Üyesi İsmet Kalkan, mazlum coğrafyalara karşı sorumluluklarımızı hatırlatan bir sunum yaparken, Sumud Filosu aktivisti Nevzat Güzel, bizzat şahit olduğu Sumud Yolculuğu deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Özellikle Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi Ahmed Joma'nın, Gazzeli bir tıp öğrencisinin gözünden eğitim, umut ve gelecek temalı konuşması, salondaki duygusal yoğunluğu zirveye taşıdı. Joma, bir yandan kendi eğitimini sürdürürken diğer yandan Gazze'deki arkadaşlarının yaşadığı zorlukları anlatarak, eğitimin en zor şartlarda dahi bir direniş biçimi olduğunu vurguladı. Program boyunca yapılan tüm konuşmalarda, binaların, sınıfların ve kütüphanelerin tahrip edilebileceği, ancak öğrenme azminin, bilimsel düşüncenin ve geleceğe duyulan inancın asla yok edilemeyeceği gerçeği üzerinde duruldu.
Geleceğe Dair Güçlü Bir Umut Mesajı
Etkinliğin kapanışında, Gazze'deki üniversitelerin yeniden kapılarını açacağı, öğrencilerin sınıflarına döneceği ve bilimsel hayatın eskisinden daha güçlü bir şekilde yeniden inşa edileceği yönündeki umut dolu mesajlar paylaşıldı. Eğitim ve bilimin, en karanlık zamanlarda dahi geleceğe tutunmanın en güçlü unsuru olduğu vurgulanırken, katılımcılar bu dayanışma ruhunun bir parçası olmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Üniversite yönetimi, bu anlamlı günde kendilerini yalnız bırakmayan Adıyaman İl Müftüsü Dr. Mehmet Reşat Şavlı'ya, Adıyaman Filistin Dayanışma Platformu Dönem Başkanı Abdulkadir Kurt'a, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine ve etkinliğe yoğun ilgi gösteren tüm vatandaşlara teşekkürlerini iletti. Gazze'deki öğrencilerin ve akademisyenlerin kararlılığı, Adıyaman'dan yükselen bu sesle birleşerek, bilimin sınır tanımayan gücünü bir kez daha kanıtlamış oldu.