Yozgat sokaklarında yürürken karşınıza çıkan bu mütevazı dükkan, aslında sadece bir koleksiyon değil, Türk müziğinin yaşayan efsanesi Orhan Gencebay'a adanmış devasa bir hafıza deposu. 37 yaşındaki Ömer Keklikci, henüz 9-10 yaşlarındayken babasının kasetleri arasında tesadüfen bulduğu bir kayıtla başlayan o ilk kıvılcımı, çeyrek asırlık bir sadakatle bugünlere taşıdı. Akranları bayram harçlıklarıyla oyuncak dükkanlarının yolunu tutarken, o kasetçilerin tozlu raflarında Gencebay'ın izini sürmeyi tercih etti. Bugün ise bu tutku, sadece plak ve kasetlerden ibaret olmayan, dönemin ruhunu yansıtan afişlerden orijinal dergilere kadar uzanan kapsamlı bir arşive dönüşmüş durumda.
Çocukluktan gelen bir teselli arayışı
Keklikci için Orhan Gencebay sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda hayatın zorluklarına karşı bir sığınak oldu. İlk dinlediği Bir Teselli Ver şarkısının hayatındaki yerini hala dün gibi hatırlayan koleksiyoner, sanatçının sadece ses tonuyla değil, besteleri ve söz yazarlığındaki ustalığıyla da kendisini büyülediğini ifade ediyor. Gencebay'ın hayata bakış açısı ve felsefesi, Keklikci'nin bu arşivi oluştururken rehber edindiği en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Sanatçının duruşuna duyduğu hayranlık, onu Türkiye'nin farklı şehirlerini karış karış gezerek nadir parçaları bulmaya iten en büyük motivasyon kaynağı oldu.
Odaya sığmayan tutkuya özel mekan
Yıllar geçtikçe biriken plaklar, kasetler, CD'ler ve video kasetler artık evindeki bir odaya sığmaz hale gelince, Keklikci radikal bir karar alarak kendine ait özel bir mekan oluşturmaya karar verdi. Yaklaşık üç yıl önce tuttuğu dükkanın tadilatından boyasına, raflarının tasarımından yerleşimine kadar her detayı bizzat kendi elleriyle hazırladı. Bugün bu mekan, sadece bir arşiv değil, aynı zamanda ziyaretçilerin geçmişe yolculuk yaptığı bir kültür noktası haline geldi. Ziyaretçilerin şaşkınlık dolu bakışları ve sordukları sorular, Keklikci'nin 25 yıllık emeğinin en büyük ödülü olarak görülüyor.
Dijital çağda plak çıtırtısının büyüsü
Günümüzün dijital müzik platformlarının sunduğu kolaylıklara rağmen, Keklikci plakların o kendine has çıtırtısından vazgeçemeyenlerden. Ona göre, bir plağın iğneyle buluştuğu o ilk an ve sonrasında yayılan ses, dijital kayıtların asla veremeyeceği bir derinliğe sahip. Koleksiyonunda yer alan 1970'li yıllara ait orijinal dergiler, film afişleri ve dönemin müzik çalarları, bu deneyimi tamamlayan birer parça olarak öne çıkıyor. Genç nesillere de sevdikleri sanatçıların eserlerini korumaları ve arşivlemeleri konusunda tavsiyelerde bulunan Keklikci, bu çabasıyla sadece bir sanatçının değil, bir dönemin kültürel mirasını da geleceğe taşıyor.