Aydın’ın Söke ve Koçarlı ilçeleri ile Muğla’nın Milas ilçesi arasında uzanan, Batı Menteşe Dağları’nın en özel uzantılarından biri olan Latmos, diğer adıyla Beşparmak Dağları, bugünlerde doğa ve kültür tutkunlarının gözünü çevirdiği kritik bir bölge haline geldi. Bafa Gölü’nün kuzeyinde yer alan bu coğrafya, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor; aynı zamanda insanlık tarihinin en eski izlerini taşıyan bir açık hava müzesi niteliği taşıyor. Ancak bu eşsiz miras, günümüzde ciddi bir doğa tahribatı riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, bölgenin sahip olduğu paha biçilemez değerlerin korunması adına milli park statüsünün artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguluyor.
Tarih öncesinden günümüze uzanan eşsiz bir miras
Bölgenin kültürel derinliği, 1994 yılında Alman arkeolog Dr. Anneliese Peschlow tarafından keşfedilen kaya resimleriyle dünya çapında bir üne kavuştu. Bu resimler, insan figürlerini, aile yaşamını ve kadın-erkek ilişkilerini tasvir etme biçimleriyle dünyadaki benzerlerinden ayrılıyor. Latmos’un sunduğu kültürel zenginlik sadece kaya resimleriyle sınırlı değil; bölge genelinde antik taş yollar, Bizans döneminden kalma savunma yapıları, manastırlar, yerleşim alanları ve kaya freskleri gibi çok sayıda tarihi yapı bulunuyor. Bu yapılar, bölgenin binlerce yıldır farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığının en somut kanıtı olarak ayakta duruyor.
Biyoçeşitlilikte saklı devasa bir ekosistem
Latmos, kültürel mirasının yanı sıra biyolojik çeşitlilik açısından da Türkiye’nin en zengin alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, bölgede 91 familyaya ait 296 cins, 388 tür, 79 alt tür ve 29 varyetenin varlığını ortaya koyuyor. Özellikle 16 endemik bitki türünün yaşam alanı olan bu dağlar, aynı zamanda yaban hayatı için de kritik bir sığınak. Tespit edilen 180 kuş türü, 22 sürüngen, 4 amfibi ve 20 memeli türü, Latmos’un ekolojik dengesinin ne kadar hassas ve önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Bu denge, bölgenin korunması için atılacak her adımın aslında bir yaşam alanını kurtarmak anlamına geldiğini gösteriyor.
Milli park statüsü için geri sayım başladı
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından 2025 yılı Kasım ayında bölgede gerçekleştirilen kapsamlı arazi incelemeleri ve sınır tespit çalışmaları, koruma sürecinde önemli bir dönüm noktası oldu. EKODOSD’un da fiili katkı sunduğu bu çalışmalar, Latmos’un milli park statüsü için taşıdığı potansiyeli yerinde değerlendirme fırsatı yarattı. Bahattin Sürücü, bu çalışmaların ardından sürecin bir an önce sonuçlandırılmasını beklediklerini belirterek, bölgedeki tahribatın durdurulması için tüm paydaşlara çağrıda bulundu. Sürücü, Latmos’un milli park ilan edilmesinin sadece bir idari karar olmadığını, ülkemizin doğası, kültürel varlıkları ve bölge insanı için hayati bir adım olduğunu ifade etti. Bakanlıklar, yerel yönetimler, siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin ortak bir iradeyle bu sürece destek vermesi, Latmos’un gelecek nesillere aktarılabilmesi için en büyük umut olarak görülüyor.