Havadis | Yaşam | Denizli'nin Genç Zanaatkârları: Kaybolan Mesleklerin İzinde Bir Kültür Köprüsü Kurdular

Denizli'nin Genç Zanaatkârları: Kaybolan Mesleklerin İzinde Bir Kültür Köprüsü Kurdular

Denizli'de bir grup lise öğrencisi, teknoloji çağında unutulmaya yüz tutan geleneksel zanaatları yeniden canlandırmak için kolları sıvadı. Ustaların atölyelerine konuk olan gençler, öğrendikleri kadim teknikleri özel uygulama setlerine dönüştürerek okul sıralarına taşıdı.

Denizli'de bir grup lise öğrencisi, teknoloji çağında unutulmaya yüz tutan geleneksel zanaatları yeniden canlandırmak için kolları sıvadı. Ustaların atölyelerine konuk olan gençler, öğrendikleri kadim teknikleri özel uygulama setlerine dönüştürerek okul sıralarına taşıdı.

Denizli'nin Genç Zanaatkârları: Kaybolan Mesleklerin İzinde Bir Kültür Köprüsü Kurdular
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Denizli'nin Merkezefendi ilçesinde eğitim veren Hatipzade Veli Başer Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, modern dünyanın hızlı tüketim alışkanlıkları ve seri üretimin gölgesinde kalan kültürel değerleri korumak adına oldukça anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Öğretmenleri Özgür Hilmi Yıldız’ın rehberliğinde bir araya gelen ve kendilerine Mirasın Bekçileri adını veren bir grup duyarlı öğrenci, şehrin köklü zanaatlarını araştırmak ve bu mesleklerin son temsilcilerinin bilgi birikimini kayıt altına almak için yola çıktı. Elif Begüm Şakiroğlu, Zeynep Dila Karaca, Aysima Durna, Elif Aydın ve Cemile Sude Arslan isimli öğrencilerden oluşan bu ekip, sadece teorik bilgi toplamakla kalmayıp, ustaların yıllarını verdiği üretim süreçlerini bizzat yerinde gözlemleyerek bu kadim mesleklerin ruhunu anlamaya çalıştı.

Ustaların Atölyelerinde Geçmişin İzini Sürmek

Gençlerin kültürel miras yolculuğundaki ilk durağı, Tavas ilçesinde geleneksel körüklü çizme sanatını yaşatan usta Mehmet Çiyancı’nın atölyesi oldu. Bölgeyle özdeşleşen ve artık son temsilcileri tarafından sürdürülebilen bu zorlu zanaatın inceliklerini öğrenen öğrenciler, ustanın elinden çıkan her bir detayın ardındaki sabrı ve ustalığı keşfetti. Ardından rotalarını Pamukkale ilçesindeki Kuşpınar Mahallesi’ne çeviren ekip, burada da el yapımı yorgancılık mesleğinin ustası Veysel Uçmaz ile bir araya geldi. Yorgancılık sanatının geçmişten günümüze geçirdiği evrimi bizzat ustasından dinleyen öğrenciler, kumaşların seçimi, dolgu malzemelerinin yerleştirilmesi ve iğne ile ipliğin birleştiği o titiz dikim aşamalarını büyük bir dikkatle inceledi. Usta Veysel Uçmaz’ın deneyimlerini belgeleyen gençler, bu mesleğin sadece bir üretim süreci değil, aynı zamanda bir sabır ve el becerisi sanatı olduğunu gözlemledi.

Uygulama Setleriyle Zanaatı Okul Sıralarına Taşıdılar

Projenin en dikkat çekici yanı, öğrencilerin elde ettikleri bu bilgileri sadece bir rapor olarak bırakmamaları oldu. Mirasın Bekçileri takımı, öğrendikleri zanaatları diğer arkadaşlarına da aktarabilmek için özel uygulama setleri tasarladı. Körüklü çizme ustası Mehmet Çiyancı’nın üretim tekniklerinden ilham alarak hazırlanan ilk sette; deri parçaları, mukavva, iğne, iplik, falçata, yapıştırıcı ve yönergeler yer aldı. Bu set sayesinde dört öğrenci, geleneksel körüklü çizmenin minyatür bir örneğini anahtarlığa dönüştürerek deri işçiliğinin temel aşamalarını bizzat deneyimleme şansı buldu. Yorgancılık mesleği için hazırlanan ikinci sette ise kumaş, elyaf ve gerekli dikiş malzemeleri kullanılarak öğrencilerin el becerilerini geliştirmeleri hedeflendi. Bu yaratıcı yaklaşım, geleneksel el sanatlarının sadece müzelerde değil, gençlerin ellerinde ve günlük yaşamlarında da var olabileceğini kanıtladı.

Kültürel Mirası Geleceğe Taşıma Kararlılığı

Takım kaptanı Elif Begüm Şakiroğlu, projenin temel motivasyonunun unutulmaya yüz tutan meslekleri tanıtmak ve ustaların yıllara dayanan tecrübelerini gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu vurguladı. Şakiroğlu, geleneksel zanaatların korunmasının sadece geçmişi anmak değil, aynı zamanda bu meslekleri sürdürecek yeni nesillerin yetişmesine katkı sağlamak anlamına geldiğini belirtti. Tavas ve Pamukkale’deki ziyaretlerin, öğrencilerin el emeğine dayalı üretime bakış açısını değiştirdiğini ifade eden Şakiroğlu, hazırladıkları uygulama setlerinin bu kültürel mirası daha geniş bir öğrenci kitlesine ulaştırmak için bir köprü görevi gördüğünü dile getirdi. Gençlerin bu özverili çalışması, yerel zanaatların yaşatılması konusunda toplumsal bir farkındalık yaratırken, aynı zamanda okul ortamında geleneksel değerlerin modern yöntemlerle harmanlanabileceğini de göstermiş oldu. Bu proje, sadece bir okul etkinliği olmanın ötesine geçerek, Denizli’nin kültürel hafızasına sahip çıkan bir gençlik hareketine dönüştü.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız