İslam hukuku alanındaki derin bilgisi ve bölgedeki kanaat önderliği kimliğiyle tanınan Prof. Dr. Abdülaziz Beki, bir süredir tedavi gördüğü İstanbul'daki hastanede hayata gözlerini yumdu. Vefatıyla sevenlerini yasa boğan Beki, hem akademik dünyada hem de din hizmetleri alanında uzun yıllar boyunca sürdürdüğü çalışmalarıyla hatırlanacak. 1945 yılında Bingöl'ün Gözer köyünde dünyaya gelen Beki, geleneksel medrese eğitiminin ardından Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü'nden mezun olarak ilmi yolculuğuna başladı.
Akademik ve idari başarılarla dolu bir ömür
Meslek hayatına müftülük görevleriyle başlayan Beki, yurt dışında da din hizmetlerinde bulunarak tecrübesini genişletti. Akademik kariyerini İslam hukuku üzerine yoğunlaştıran Beki, Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde profesör unvanıyla önemli çalışmalara imza attı. 2011 yılında Bingöl Üniversitesi'ne geçiş yaparak memleketine hizmet etmeye devam eden Beki, burada rektör yardımcılığı ve İlahiyat Fakültesi dekanlığı gibi kritik idari görevleri üstlendi. 2016 yılında emekliye ayrılana dek pek çok öğrenci yetiştiren Beki, bölge halkı için de bir rehber konumundaydı.
Doğduğu topraklarda ebedi istirahatgahına kavuşacak
Hayatını kaybeden Prof. Dr. Abdülaziz Beki'nin cenazesi, 25 Ekim Pazar günü Bingöl'e getirilecek. Merhumun naaşı, öğle namazına müteakip Gözer Köyü Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından, köy mezarlığında bulunan aile kabristanına defnedilecek. Beki'nin vefatı, hem akademik camiada hem de Bingöl'de derin bir üzüntüyle karşılandı. Sevenleri, öğrencileri ve meslektaşları, ilim dünyasına kattığı değerlerle anılan Beki'yi son yolculuğuna uğurlamak için hazırlıklarını sürdürüyor.
İlim yolunda geçen yılların mirası
Beki'nin hayatı, medreseden üniversite kürsüsüne uzanan disiplinli bir çalışma azminin hikayesi olarak öne çıkıyor. İslam hukukuna dair akademik katkılarının yanı sıra, mütevazı kişiliği ve kanaat önderi kimliğiyle toplumun her kesiminden saygı gören Beki, geride bıraktığı eserler ve yetiştirdiği nesillerle yaşamaya devam edecek. Onun vefatı, bölgenin entelektüel ve manevi birikimi için önemli bir kayıp olarak değerlendiriliyor.