Antalya, yarın itibarıyla dünyanın en kritik diplomatik buluşmalarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31), küresel iklim krizine karşı somut adımların atılacağı bir platform olarak kapılarını açıyor. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yaptığı bu dev organizasyon, 12 gün boyunca 196 ülke ve Avrupa Birliği temsilcilerini bir araya getirerek dünyanın geleceğine yön verecek kararların müzakere edilmesine olanak tanıyacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan 1 milyon 100 bin metrekarelik devasa alan, Mavi ve Yeşil Bölge olarak iki ana merkezden oluşuyor. Mavi Bölge, devlet başkanları ve bakanların katılımıyla gerçekleşecek olan Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yaparken, Yeşil Bölge ise iklim çözümlerinin sergilendiği bir vitrin görevi görecek.
Uygulama odaklı bir küresel vizyon
Türkiye, COP31 sürecini sadece teknik bir müzakere takvimi olarak değil, küresel iklim politikalarında söylemlerin eyleme dönüştüğü bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. Uygulama COP’u vizyonuyla hareket eden Türkiye, 2035 yılına kadar ulaşılması hedeflenen 6 temel küresel uygulama hedefini de dünya kamuoyuna duyurdu. Bu hedefler arasında elektrifikasyon oranının yüzde 35’e çıkarılması, atık üretiminin yarı yarıya azaltılması ve bina sektöründe enerji yoğunluğunun düşürülmesi gibi kritik maddeler yer alıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde 11-12 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek Liderler Zirvesi’ne 102 ülkeden lider ve 300’ü aşkın bakanın katılımı beklenirken, zirvenin iklim finansmanı ve teknoloji transferi konularında yeni bir iş birliği iklimi yaratması hedefleniyor.
Anadolu'nun kültürel mirası iklim diplomasisiyle buluşuyor
COP31 alanının tasarımı, Türkiye’nin kültürel derinliğini ve ev sahipliği yaptığı medeniyetlerin izlerini taşıyor. Mavi Bölge’deki genel kurul salonlarına Anadolu ve Akdeniz isimleri verilirken, basın toplantısı salonları Mevlana Celâleddîn-i Rûmî ve Yunus Emre gibi Türk düşünce dünyasının önemli isimleriyle taçlandırıldı. Yeşil Bölge’de ise Türkiye’nin Filistin hassasiyetini yansıtan 5 bin kişilik Gazze Salonu, barış ve dayanışma mesajlarının merkezi olacak. Ayrıca Hacı Bektaş Veli, Mehmet Akif Ersoy ve Aziz Sancar gibi tarihe yön vermiş isimlerin salonlara verilmesi, etkinliğin sadece bir çevre zirvesi değil, aynı zamanda bir medeniyet buluşması olduğunu gösteriyor.
Sürdürülebilir bir organizasyon modeli
Etkinlik alanı, sadece müzakerelerin yapıldığı bir yer değil, aynı zamanda sürdürülebilir yaşamın uygulamalı bir örneği olarak kurgulandı. Yeşil Bölge’de yer alan Anadolu Bahçesi ve 7 Bölge 7 Mutfak yaklaşımı, yerel üreticinin desteklendiği ve gıda israfının minimize edildiği bir gastronomi deneyimi sunuyor. Antalya ve çevresindeki üreticilerden tedarik edilen ürünlerle karbon ayak izinin düşürülmesi hedeflenirken, Sıfır Atık yaklaşımı organizasyonun her aşamasında temel ilke olarak benimsendi. Çocuk Adası ve gençlik odaklı atölyelerle gelecek nesillerin iklim bilincine katkı sağlanması amaçlanırken, COPArt projesiyle sanatın dönüştürücü gücü iklim eylemi için seferber ediliyor. 1,5 milyon ziyaretçinin beklendiği Yeşil Bölge, Türkiye’nin iklim dirençli şehirler ve sıfır atık projeleriyle dünyaya sunduğu somut çözüm önerilerinin merkezi konumunda bulunuyor.