Erzurum'da yaşayan 56 yaşındaki Neccar Yavuz Kırküzer'in evinde, modern oyuncakların arasında adeta bir zaman makinesi gibi duran özel bir parça bulunuyor. Yaklaşık 70 yıllık geçmişiyle dikkat çeken üç tekerlekli bisiklet, sadece metal, tahta ve kauçuk malzemelerden oluşan bir araç değil, aynı zamanda Kırküzer ailesinin dört farklı kuşak boyunca paylaştığı en değerli hatıralardan biri olma özelliğini taşıyor. 1957 yılında İstanbul'da üretilen bu nadide parça, bugün ailenin en küçük üyesi olan 7 yaşındaki Zehra Betül Kırküzer'in neşeli sürüşlerine eşlik ediyor.
Tarihi Bir Fabrikanın Özel Üretimi
Bisikletin kökenine dair merakını gidermek isteyen Neccar Yavuz Kırküzer, yaptığı araştırmalar sonucunda aracın oldukça özel bir geçmişe sahip olduğunu keşfetti. İstanbul'da 1927 yılında kurulan bir fabrikanın, kuruluşunun 30'uncu yılına özel olarak 1957 yılında imal ettiği bu bisiklet, ailenin eline ise Atatürk Üniversitesi'nden tayini çıkan bir öğretim üyesi aracılığıyla geçti. Kırküzer'in babasının yıllar önce satın aldığı ve aile içerisinde özenle muhafaza edilen bu bisiklet, zamanın yıpratıcı etkilerine rağmen hala ilk günkü gibi işlevselliğini korumayı başarıyor. Kırküzer, bisikletin sadece bir ulaşım aracı olmadığını, fabrikanın özel üretim serisinden gelmesinin ona ayrı bir değer kattığını ifade ediyor.
Dört Kuşağın Ortak Hatırası
Kırküzer ailesi için bu bisiklet, çocukluk yıllarının en saf ve en güzel anılarını temsil ediyor. Neccar Yavuz Kırküzer, kendi çocukluğunda mahalle arkadaşlarıyla birlikte bindiği bu bisikletin, daha sonra kendi üç erkek çocuğunun da büyüme sürecine tanıklık ettiğini belirtiyor. Aile içerisinde bir gelenek haline gelen bu kullanım süreci, şimdi ise ailenin en küçük kızı Zehra Betül ile devam ediyor. Kırküzer, çocuklarının babalarının çocukluk oyuncağına binmesinin onlar için çok daha farklı ve duygusal bir anlam taşıdığını vurguluyor. Bisikletin sadece bir nesne değil, kuşaklar arasında kurulan bir köprü olduğunu belirten Kırküzer, bu mirası gelecek nesillere de aktarmayı hedefliyor.
Zehra Betül'ün Gözünden Aile Mirası
Babasının çocukluk hatıralarını süsleyen bu tarihi bisikleti sürmekten büyük keyif aldığını dile getiren 7 yaşındaki Zehra Betül Kırküzer, duygularını şu sözlerle ifade ediyor: Babamın çocukluğundan kalan bu bisikleti kullanmak benim için çok özel. Önce üç abim bindi, şimdi sıra bende. Hem bu tarihi bisikleti hem de babamı çok seviyorum. Ailenin en küçük üyesi için bu bisiklet, sadece bir oyun aracı değil, aynı zamanda babasının ve abilerinin çocukluk dünyasına açılan somut bir kapı niteliğinde. Kırküzer ailesi, bu küçük ama anlamı büyük bisikletle birlikte, geçmişin değerlerini bugünün çocuklarına taşımaya ve aile bağlarını bu nostaljik hatıra etrafında güçlendirmeye devam ediyor.