Havadis | Yaşam | Erzurum'un ıssız yolunda asırlık bir sessizlik: Tokatlı Mehmetçik'in unutulan destanı

Erzurum'un ıssız yolunda asırlık bir sessizlik: Tokatlı Mehmetçik'in unutulan destanı

Erzurum'un Muceldili ve Taşkaynak köyleri arasındaki bir yol kenarında, doğanın hırçın kolları arasında kaybolmaya yüz tutmuş mütevazı bir şehitlik kitabesi, I. Dünya Savaşı'nın derin izlerini ve Tokatlı bir Mehmetçik'in vatan savunmasındaki fedakarlığını gün yüzüne çıkarıyor.

Erzurum'un Muceldili ve Taşkaynak köyleri arasındaki bir yol kenarında, doğanın hırçın kolları arasında kaybolmaya yüz tutmuş mütevazı bir şehitlik kitabesi, I. Dünya Savaşı'nın derin izlerini ve Tokatlı bir Mehmetçik'in vatan savunmasındaki fedakarlığını gün yüzüne çıkarıyor.

Erzurum'un ıssız yolunda asırlık bir sessizlik: Tokatlı Mehmetçik'in unutulan destanı
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Anadolu'nun dört bir yanını saran gizli tarih, bazen büyük anıtlarda değil, bir köy yolunun kenarında, kimsenin dikkatini çekmeyen mütevazı bir taş parçasında yaşamaya devam ediyor. Araştırmacı-yazar Taner Özdemir'in gündeme taşıdığı, Erzurum'un Muceldili ve Taşkaynak köyleri arasındaki bölgede yer alan tarihî şehitlik işareti, tarihin acı ama unutulmaz bir sayfasını gözler önüne seriyor. Çanakkale'nin o destansı ruhunun, ta Doğu'nun kollarına, Erzurum'un dağlarına kadar uzandığını belirten Özdemir, bu küçük demir korkuluk içerisindeki kitabenin, I. Dünya Savaşı'nın en çalkantılı dönemine tanıklık ettiğini vurguluyor. Üzerinde yer alan I. Dünya Savaşı'nda Ermenilerce şehit Mehmetçik, Tokatlı, 1915 ibaresi, asırlık bir dramı ve vatan savunmasını simgeleyen sessiz bir çığlık olarak varlığını sürdürüyor.

Doğanın hırçın kolları arasında bir direniş

1915 yılından bu yana aynı noktada varlığını sürdüren bu manevî emanet, zaman içerisinde büyüyen ağaçlar, sarmaşıklar ve yabani bitkilerle çevrilmiş durumda. Demir korkuluklarla çevrili alan bakımsız görünürken, kitabenin önemli bir bölümü dallar ve yapraklar arasında neredeyse görünmez hâle gelmişçesine sessizliğini koruyor. Tabiatın hırçın kolları arasında kaybolmaya yüz tutmuş bu abide, sanki yılların vefasızlığına karşı doğayla tek başına bir direniş veriyor. Oysa bu topraklar, üzerinde yaşayan nesillerin vefa borcunu ödemesini ve bu sessiz çığlığa kulak vermesini bekliyor. Özdemir, bu durumun sadece fiziksel bir ihmal değil, aynı zamanda tarihsel bir hafıza kaybı olduğunu ifade ediyor.

Tokatlı Mehmetçik kimdi ve hangi hikâyeyi taşıyordu?

Kitabede adı geçen Tokatlı Mehmetçik hakkında yanıt bekleyen çok sayıda soru, tarihin tozlu raflarında aydınlatılmayı bekliyor. Mehmetçik kaç yaşındaydı, hangi cephelerden geçerek bu topraklara varmıştı ve hangi birlikten gelmişti? 1915 yılında bölgede yaşanan hangi kritik olay sırasında hayatını kaybetmişti? Bu kitabe, acılı silah arkadaşları mı yoksa o dönemin köylüleri tarafından mı dikilmişti? Adı, devletin resmî ve askerî arşiv kayıtlarında hangi detaylarla yer alıyor? Söz konusu kitabe yalnızca basit bir taş parçasından ibaret görülmemeli; anıtın tarihçesinin derinlemesine araştırılması ve mevcut resmî kayıtlarla ilişkilendirilmesi gerekiyor. Bir isim unutulduğunda yalnızca bir insan değil, onunla birlikte bir dönemin en saf tanıklığı da kayboluyor.

Vefa borcu ve tarihe karşı sorumluluk

Bugün yapılması gerekenin yalnızca çevresindeki otların, çalıların ve dalların temizlenmesinden ibaret olmadığını anlatan Taner Özdemir, asıl yapılması gerekenin Tokatlı Mehmetçik'in kahramanlık hikâyesinin arşiv belgeleri ışığında gün ışığına çıkarılması ve hak ettiği anıt statüsüne kavuşturulması olduğunu belirtiyor. Aradan geçen 111 yıla rağmen yol kenarında sessizce bekleyen bu aziz hatıra, geçmişe duyulan vefanın ve tarihe karşı sorumluluğun sarsılmaz bir simgesi olarak yeniden hatırlanmayı bekliyor. Erzurum topraklarında yeniden canlanan Çanakkale ruhu ve bu ölümsüz şehit destanı, hak ettiği değere kavuşacağı günleri kararlılıkla bekliyor. Çanakkale denildiğinde akla ilk gelen Çanakkale geçilmez inancı, aslında bu toprakların her karışında farklı bir boyutuyla tecelli ediyor. Tokat'tan yola çıkıp Erzurum cephesine kadar uzanan bu kahramanlık zinciri, milletin kader ortaklığının en net kanıtıdır. Cepheler farklı olsa da yüreklerde atan vatan sevgisi birdir. Çanakkale'de siperleri dolduran o iman dolu göğüs, Erzurum'un bu ıssız yol kenarında da nefes almıştır. Bu kitabe, sadece bir insanın değil, bir milletin direniş ruhunun Doğu Anadolu'daki mühürlü halidir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız