Erzincan'ın bereketli topraklarında, yüzyıllardır süregelen bir tarım geleneğinin en kıymetli meyvelerinden biri olan Cimin Üzümü, yeni hasat sezonuyla birlikte yeniden sofralara taşınıyor. Üzümlü ilçesindeki yaklaşık 200 yıllık köklü bağlarda büyük bir titizlikle yetiştirilen bu siyah çekirdekli sofralık üzüm, bölgenin coğrafi işaret tescilli ürünleri arasında yer alıyor. Hasat döneminin başlamasıyla birlikte bağlarda hummalı bir çalışma yürüten üreticiler, sezonun bereketli geçmesi için yoğun mesai harcıyor.
Geleneksel yöntemlerle gelen eşsiz lezzet
İlçede yaklaşık 10 bin dekar alana yayılan bağlarda, geleneksel yöntemlerden ödün verilmeden sürdürülen üretim faaliyetleri sonucunda elde edilen Cimin Üzümü, kendine özgü mayhoş tadı ve aromatik yapısıyla diğer üzüm çeşitlerinden kolaylıkla ayırt edilebiliyor. Özellikle şeker oranının diğer türlere kıyasla daha düşük olması, bu üzümü sağlıklı beslenmeye önem veren tüketiciler için cazip bir seçenek haline getiriyor. Üreticiler, bu ürünün ne kadar tüketilirse tüketilsin mideyi rahatsız etmeyen hafif bir yapıya sahip olduğunu vurguluyor.
Üretimden ihracata uzanan yolculuk
Normal sezon şartlarında yıllık ortalama 6 bin ton civarında rekolte elde edilen bölgede, üretimin büyük bir kısmı iç piyasada tüketilse de ürünün ünü sınırları aşıyor. Avrupa ve Orta Doğu ülkelerinden gelen yoğun talep, Cimin Üzümü'nün uluslararası pazarlarda da kendine yer bulduğunu gösteriyor. Üreticilerden Muhammed Karakelle, hasat döneminin başlamasıyla birlikte bağlarda yaşanan hareketliliğe dikkat çekerek, yıllık üretimin iklim koşullarına bağlı olarak 5 ila 10 bin ton arasında değişkenlik gösterebildiğini ifade ediyor.
Ekonomik değer ve tüketici ilgisi
Bölgenin tarımsal kalkınmasında kritik bir rol oynayan Cimin Üzümü, bugün itibarıyla market raflarında kilogramı 200 liradan satışa sunulmuş durumda. Coğrafi işaret tescili sayesinde markalaşma sürecini başarıyla tamamlayan bu özel üzüm, Erzincan'dan Türkiye'nin dört bir yanına ve yurt dışındaki sofralara ulaştırılıyor. Üreticiler, iki asırlık bağların mirasını koruyarak gelecek nesillere aktarmanın gururunu yaşarken, tüketiciler de bu nadide lezzeti tatmak için hasat dönemini sabırsızlıkla bekliyor. Bölge ekonomisi için hayati öneme sahip olan bu geleneksel bağcılık, modern tarım teknikleriyle harmanlanarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.