Karadeniz Bölgesi'nin bereketli topraklarını ve tarımsal geleceğini tehdit eden kahverengi kokarca zararlısına karşı Samsun'da yürütülen kapsamlı mücadele, yeni bir aşamaya taşındı. Özellikle Çarşamba Ovası'nda yoğunlaşan istilacı türün popülasyonunu kırmak amacıyla hayata geçirilen cezbet-öldür yöntemi, bölgedeki üreticiler ve tarım yetkilileri tarafından titizlikle uygulanıyor. Bu sezon kent genelinde stratejik noktalara yerleştirilen 26 bin feromon tuzağı, zararlının yayılımını durdurmak için kritik bir savunma hattı oluşturuyor.
Stratejik noktalarda feromon savunması
Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, beraberindeki teknik heyet ve yerel paydaşlarla birlikte Ömerli Mahallesi'ndeki uygulama sahasında incelemelerde bulundu. Sahada yürütülen çalışmaların sadece bir yöntemle sınırlı kalmadığını belirten Yılmaz, entegre bir mücadele stratejisi izlediklerini vurguladı. Yıl boyunca mekanik ve kimyasal yöntemlerin yanı sıra samuray arılarıyla biyolojik mücadele süreçlerinin de işletildiğini ifade eden yetkililer, şu anki aşamada biyoteknik yöntemlerin en etkili sonuçları verdiğini belirtiyor. Feromon adı verilen özel koku yayıcılar, kokarcaları belirli bir noktaya çekerek toplu imha imkanı sağlıyor.
İmha sürecinde dikkat edilmesi gerekenler
Biyoteknik mücadelenin başarısı için feromonların doğru kullanımı büyük önem taşıyor. İl Müdürü Kemal Yılmaz, üreticileri ve saha ekiplerini ilaçlama süreçlerinde feromonların korunması konusunda uyardı. İlaçlama sırasında feromonların daldan uzaklaştırılması gerektiğini belirten Yılmaz, ilacın feromona doğrudan temas etmesinin yöntemin etkinliğini düşürdüğünü hatırlattı. Ekim ayının ilk yarısına kadar zararlı yoğunluğunun en üst seviyeye çıkmasının beklendiği bu dönemde, muhtarların ve üreticilerin sürece dahil olması, mücadelenin başarısını doğrudan etkiliyor. Her bir feromon tuzağı, zararlının bir sonraki nesle aktarılmasını engelleyen bir bariyer görevi görüyor.
İstilacı türün hızlı çoğalma riski
Kahverengi kokarcanın neden olduğu tehdidin boyutları, biyolojik yapısından kaynaklanan hızlı üreme kapasitesiyle daha iyi anlaşılıyor. Tek bir dişi kokarcanın yılda yaklaşık 300 yumurta bırakabildiğini hatırlatan uzmanlar, mücadelenin bir an bile gevşetilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Zararlı yoğunluğunu ekonomik zarar eşiğinin altına düşürmek için yürütülen bu kararlı saha çalışmaları, doğal dengenin yeniden kurulması hedefleniyor. Yetkililer, mücadelenin sadece bir sezonla sınırlı kalmayacağını, zararlı popülasyonu kontrol altına alınana kadar tarım teşkilatlarının, muhtarların ve üreticilerin omuz omuza çalışmaya devam edeceğini belirtiyor. Bugün sahada elde edilen başarı, bölge tarımının geleceği için atılan en önemli adımlardan biri olarak görülüyor.