Yükseköğretim Kurulu tarafından Gazze'de yaşanan insani trajediye karşı toplumsal duyarlılığı artırmak amacıyla başlatılan Gazze İçin Bilim Kafe etkinlik serisi, Düzce'de anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ile Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü iş birliğiyle Düzce Millet Bahçesi'nde düzenlenen Savaşın Gölgesinde Toplum Olmak: Gazze'de Eğitim ve Toplumsal Hafıza başlıklı program, bölgedeki gerçekleri akademik bir perspektif ve doğrudan tanıklıklarla katılımcılara aktardı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, akademik kadro, sivil toplum temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın yoğun ilgi gösterdiği etkinliğin moderatörlüğünü Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğretim Görevlisi Duygu Özdemir Cömert üstlendi. Üç haftadır devam eden bu özel serinin, savaşın toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini ve hafıza mekanizmalarını anlamak adına kritik bir platform sunduğu vurgulandı.
Sosyolojik bir bakışla direniş toplumu
Programın konuşmacılarından Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Canatan, Gazze Soykırımı adlı kitabından yola çıkarak Filistin'in tarihsel sürecini sosyolojik bir çerçeveye oturttu. Kudüs'teki gözlemlerini aktaran Canatan, bölgedeki farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşama çabasına rağmen Filistinlilerin uzun yıllardır sistematik dışlanma ve baskı politikalarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Gazze'de bugün yaşananların sadece anlık bir çatışma değil, geçmişten günümüze uzanan toplumsal süreçlerin bir sonucu olduğunu ifade eden Canatan, Filistin toplumunu bir direniş toplumu olarak tanımladı. Uzun süreli işgal ve çatışma ortamının, toplumun dokusunu şekillendirdiğini ve bu yapının her türlü zorluğa rağmen gündelik hayatı sürdürme gayretiyle ayakta kaldığını vurguladı.
Eğitim bir hayatta kalma biçimi
Etkinliğin en çarpıcı bölümlerinden biri, Düzce Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü mezunu olan Filistinli Saed Majed Mohammed Alnatsha'nın kendi yaşam deneyimlerini paylaştığı anlardı. Alnatsha, Gazze'de eğitimin sadece akademik bir süreç değil, aynı zamanda bir gelecek mücadelesi ve direniş biçimi olduğunu dile getirdi. Geçmişteki sokağa çıkma yasakları gibi en zorlu dönemlerde dahi öğrencilerin evlerde veya camilerde bir araya gelerek eğitimlerini sürdürmeye çalıştıklarını anlatan Alnatsha, öğretmenlerin de büyük riskler alarak bu süreci desteklediğini belirtti. Filistin halkının yaşadığı tüm yıkımlara rağmen geleceğe dair inancını kaybetmediğini ifade eden Alnatsha, Bizde ümitsizlik yok diyerek halkın dayanışma ruhunu özetledi.
Toplumsal hafıza ve gelecek perspektifi
Programın sonunda, Gazze'de yaşananların sosyolojik boyutları, toplumsal hafıza üzerindeki etkileri ve gelecek perspektifi üzerine yapılan değerlendirmeler, katılımcılar için oldukça öğretici bir deneyim sundu. Filistin'in sadece bir çatışma bölgesi değil, aynı zamanda eğitim ve umutla geleceğini inşa etmeye çalışan bir toplum olduğu gerçeği, akademik veriler ve kişisel hikâyelerle pekiştirildi. Etkinlik, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesi ve günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi. Düzce Üniversitesi'nin bu girişimi, Gazze'deki insani duruma karşı akademik dünyanın duyarlılığını ve toplumsal hafızanın korunması konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi. Bu tür etkinliklerin, savaşın gölgesinde kalan hayatların anlaşılması ve küresel farkındalığın artırılması noktasında hayati bir rol oynadığı bir kez daha teyit edilmiş oldu.