Yargıtay, eşinin hazırladığı yemekleri sürekli eleştirip hakaretler yağdıran kocayı ağır kusurlu bularak boşanma davasında son noktayı koydu.
Evlilik birliği içerisinde yaşanan tartışmalar, mahkeme salonlarına taşınan ilginç bir kararla yeniden gündeme geldi. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma aşamasına gelen çiftin davasında, mutfaktaki huzursuzluklar ve eşe yönelik aşağılayıcı ifadeler belirleyici rol oynadı.
Mutfak alışverişini yapmayıp eşini eleştirdi
Dava dosyasında yer alan bilgilere göre, koca eşinin yaptığı yemekleri beğenmeyerek "sen cahilsin, ne anlarsın, yemeklerin zehirli" gibi ifadelerle baskı kurdu. Mahkeme, sadece yemekleri eleştirmekle kalmayıp evin temel mutfak ihtiyaçlarını da karşılamayan kocayı, eşine nazaran daha ağır kusurlu buldu. Kadının da eşine yönelik "bunak, pislik" gibi hakaretlerde bulunduğu tespit edilse de, erkeğin tutumu boşanma gerekçesinde daha baskın görüldü.
Buzdolabı krizi ve karşılıklı suçlamalar
Çift arasındaki gerginlik sadece sözlü tartışmalarla sınırlı kalmadı. Kadının buzdolabına kilit takması üzerine erkeğin ikinci bir buzdolabı almak zorunda kalması, evdeki iletişimsizliğin boyutlarını gözler önüne serdi. Taraflar birbirlerini çocukların eğitimi, hor görme ve psikolojik baskı gibi konularda suçlarken, yerel mahkeme tarafların evlilik birliğini sürdürmesinin mümkün olmadığına kanaat getirdi.
Yargıtay kararı onadı
Yerel mahkemenin verdiği tazminat ve nafaka kararlarını istinafa taşıyan taraf, Bölge Adliye Mahkemesi'nden de beklediği sonucu alamadı. Dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşine karşı aşağılayıcı bir dil kullanan ve sorumluluklarını yerine getirmeyen kocanın ağır kusurlu sayılmasını hukuka uygun bularak kararı onadı. Bu karar, evlilik içi iletişimde kullanılan dilin ve sorumluluk paylaşımının boşanma davalarındaki hukuki karşılığını bir kez daha tescillemiş oldu.