TÜİK verileri, Türkiye’nin sağlık ve yaşam standartları açısından küresel ölçekte dikkat çekici bir başarıya ulaştığını ortaya koyarken, nüfusun geleceğine dair önemli uyarıları da beraberinde getirdi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Birleşmiş Milletler verileri ışığında hazırladığı 2025 yılı Dünya Nüfus Günü raporunu kamuoyuyla paylaştı. Yayınlanan veriler, Türkiye'nin yaşam süresi beklentisinde dünya ortalamasının üzerine çıktığını tescillerken, doğurganlık oranlarındaki düşüşün ise sürdüğünü gösterdi.
Yaşam süresinde küresel başarı
Rapora göre, dünya genelinde doğuşta beklenen yaşam süresi erkeklerde 70,9, kadınlarda ise 76,2 yıl olarak hesaplanırken, Türkiye bu rakamların oldukça üzerinde bir performans sergiledi. Türkiye’de erkeklerin beklenen yaşam süresi 75,5 yıl, kadınların ise 80,7 yıl olarak kayıtlara geçti. Bu sonuçlar, Türkiye’nin sağlık altyapısı ve yaşam kalitesi açısından gelişmiş ülkelerle rekabet edebilecek bir seviyeye ulaştığını kanıtladı.
Dünya genelinde yaşam süresinin zirvesinde 84,7 yıl ile erkeklerde Monako, kadınlarda ise 88,7 yıl ile yine Monako yer alırken, Türkiye’nin elde ettiği veriler bölgesel bir başarı hikayesi olarak öne çıktı.
Doğurganlık oranlarında kritik eşik
Yaşam süresindeki olumlu tabloya karşın, doğurganlık hızındaki veriler nüfusun geleceği açısından düşündürücü bir tablo çiziyor. Dünya genelinde ortalama doğurganlık hızı 2,24 çocuk seviyesindeyken, Türkiye’de bu oran 1,42’ye gerilemiş durumda.
Listenin zirvesinde 5,94 çocukla Çad yer alırken, en düşük doğurganlık hızına sahip ülkeler arasında 0,75 ile Güney Kore başı çekiyor. Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında da Türkiye’nin doğurganlık hızı, nüfusun yenilenme seviyesinin altında kalarak dikkat çekici bir risk faktörü oluşturmaya devam ediyor.
Avrupa ile kıyaslama
Avrupa Birliği ülkeleri özelinde yapılan incelemelerde, erkeklerin yaşam süresinde 81,9 yıl ile İtalya, kadınlarda ise 86,6 yıl ile İspanya liderliği elinde tutuyor. Türkiye, 80,7 yıllık kadın yaşam süresi beklentisiyle birçok AB ülkesini geride bırakarak, nüfus sağlığı konusunda Avrupa standartlarına yakın bir profil çiziyor. Ancak uzmanlar, yaşam süresinin uzamasının getirdiği "yaşlanan nüfus" gerçeğinin, düşük doğurganlık oranlarıyla birleştiğinde önümüzdeki yıllarda sosyal güvenlik ve ekonomi politikalarında yeni düzenlemeleri zorunlu kılacağını belirtiyor.