Havadis | Yaşam | Tavan arasındaki çocukluk merakı, bugün bir halkın hafızasına dönüştü

Tavan arasındaki çocukluk merakı, bugün bir halkın hafızasına dönüştü

Çocukluk yıllarında evlerinin tavan arasında keşfettiği dede yadigarı eşyalarla kültürel mirasa tutku duymaya başlayan iş insanı Nahit Serbes, yıllar sonra bu tutkusunu Sakarya'da kurduğu özel bir kültür eviyle ölümsüzleştirdi.

Çocukluk yıllarında evlerinin tavan arasında keşfettiği dede yadigarı eşyalarla kültürel mirasa tutku duymaya başlayan iş insanı Nahit Serbes, yıllar sonra bu tutkusunu Sakarya'da kurduğu özel bir kültür eviyle ölümsüzleştirdi.

Tavan arasındaki çocukluk merakı, bugün bir halkın hafızasına dönüştü
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Seksen bir yaşındaki iş insanı Nahit Serbes, çocukluk yıllarında evlerinin tavan arasında bulduğu dede yadigarı at eyerleri ve dizginlerle başlayan merakını, bugün Sakarya'nın Maksudiye Köyü'nde kurduğu kapsamlı bir kültür eviyle taçlandırıyor. 1964 yılında Kuzey Kafkasya'dan Türkiye'ye göç eden ve henüz 13 yaşındayken ticarete atılarak büyük bir başarı hikayesi yazan Serbes, hayatının her döneminde köklerine olan bağlılığını korudu. Ticari faaliyetleri nedeniyle uzun yıllar Rusya'da bulunan ve Sovyetler Birliği vatandaşlığına da sahip olan Serbes, bu süreçte Kafkasya bölgesindeki eskici pazarlarını karış karış gezerek Çerkes kültürüne ait nadide parçaları topladı. Kendi çocukluğundan kalan eşyalarla başlayan bu koleksiyon, zamanla diğer vatandaşların da katkılarıyla adeta bir müzeye dönüştü. Sergilenen eserler arasında, 1864 yılındaki büyük Kafkas göçü öncesine dayanan asırlık objeler bulunuyor.

Tavan arasından yükselen bir kültür mirası

Nahit Serbes, bu girişimin temelinde yatan motivasyonu, dedesinin vefatından sonra tavan arasına kaldırılan at takımlarına duyduğu çocukluk merakıyla açıklıyor. Ticaret hayatında elde ettiği başarıları, kültürel değerlerini yaşatmak için bir araç olarak kullanan Serbes, başlangıçta kendi köyünde Çerkes nüfusunun azalması nedeniyle arayışa girdi. Maksudiye Köyü'nde satın aldığı arsada inşa ettiği yapıyı, Çerkes ve Kafkas kültürüne ait antika eşyalarla donatarak bir kültür evi haline getirdi. Serbes, bu süreci anlatırken, elindeki sınırlı enstrümanlarla başladığı yolculuğun, zamanla toplumun ortak bir hafıza mekanına dönüştüğünü ifade ediyor. Kültür evinin kapılarını açmasıyla birlikte, çevredeki diğer Çerkes vatandaşlar da ellerindeki tarihi eşyaları bağışlayarak bu koleksiyonun zenginleşmesine büyük katkı sağladılar.

Kafkasya'dan gelen asırlık izler

Kültür evinde sergilenen eserlerin sadece birer antika olmadığını, aynı zamanda bir halkın göç ve yaşam hikayesini anlattığını vurgulayan Serbes, koleksiyonunu genişletmek için yurt dışındaki bağlantılarını aktif bir şekilde kullanıyor. Özellikle Rusya Federasyonu'na bağlı Adıgey Cumhuriyeti'ndeki pazarlardan topladığı parçalarla, 1864 öncesine uzanan bir tarihsel derinlik oluşturdu. Serbes, kendi çocukluğunda öğrendiği gelenekleri, Kafkasya'dan getirttiği ve tercüme ettirdiği kitaplardaki bilgilerle harmanlayarak, Çerkes kültürünün özgünlüğünü korumayı hedefliyor. Bu çabası sadece eşya toplamakla sınırlı kalmadı; aynı zamanda bu bilgileri derleyerek kendi kitabını da kaleme aldı. Kültürün kaybolmaması için büyük bir özveriyle çalışan Serbes, Türk ve Avrupa kültürlerinin zenginliğinin yanında Çerkes kültürünün kendine has yapısının korunmasının önemine dikkat çekiyor.

Kültürel süreklilik için yazılı bir miras

Nahit Serbes'in bu girişimi, sadece fiziksel objelerin sergilendiği bir mekan olmanın ötesine geçerek, bir halkın kültürel kimliğini gelecek nesillere aktaran bir eğitim merkezi işlevi görüyor. Çerkesliğin sadece sözlü bir ifade olmadığını, derin bir tarihsel ve kültürel birikime dayandığını savunan Serbes, kitaplaştırdığı bilgilerle bu mirası kayıt altına alıyor. Kendi yaşam tecrübesiyle, Kafkasya'daki yerel yaşamın benzerliklerini ve farklılıklarını analiz eden Serbes, kültür evini ziyaret edenlere bu özgün mirası anlatmaya devam ediyor. On yıl önce atılan bu adım, bugün sadece Maksudiye Köyü'nün değil, bölgedeki tüm Çerkes topluluğunun kültürel bir buluşma noktası haline gelmiş durumda. Serbes, eline geçen her türlü kültürel materyali satın alarak, bu eşsiz mirası koruma altına almayı bir yaşam amacı olarak görüyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız