Kahramanmaraş'ın tarihi dokusunu yansıtan Onikişubat ilçesindeki Mağralı Ökkeş Caddesi üzerinde bulunan küçük bir dükkan, aslında bir asırlık bir geleneğin son kalesi olma özelliğini taşıyor. Henüz sekiz yaşındayken babasının yanında çıraklığa adım atan 62 yaşındaki Mustafa Özata, bugün yarım asrı aşan tecrübesiyle bakır kapları yeniden hayata döndürüyor. Babasının da tam elli yıl boyunca aynı tezgahta emek verdiği bu meslek, Özata ailesinin üç kuşaktır süregelen en büyük mirası haline gelmiş durumda.
Bir asırlık aile mirası
Özata, bakırın kalayla buluştuğu o geleneksel süreci büyük bir titizlikle yürütürken, aslında sadece bir metal parlatmıyor; aynı zamanda sağlıklı mutfak gereçlerinin kullanımını teşvik ederek unutulmaya yüz tutmuş bir kültürü de ayakta tutuyor. Bakırın kalaylanmasıyla ortaya çıkan ürünlerin sağlık açısından önemine vurgu yapan usta, kentteki evlerin büyük bir çoğunluğunda hala bakır kapların kullanıldığını belirtiyor. İşlerinin yoğunluğundan memnun olan Özata, sadece Kahramanmaraş'tan değil, çevre illerden de gelen yoğun talepleri karşılamaya çalışıyor.
Sınırları aşan bir zanaat
Adana ve Osmaniye gibi çevre şehirlerden gelen müşterilerin kalay yaptırmak için kendi dükkanını tercih etmesi, mesleğin hala ne kadar kıymetli olduğunun en büyük kanıtı olarak öne çıkıyor. Ancak bu yoğun ilgiye rağmen, usta zanaatkarın zihnini kurcalayan en büyük soru işareti, kendisinden sonra bu meşakkatli mesleği kimin devralacağı konusu. Kalifiyeli eleman bulmanın neredeyse imkansız hale geldiği günümüzde, çırak yetişmemesi mesleğin geleceği adına ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Gelecek nesillere aktarım çağrısı
Yetkililerin bu geleneksel zanaatların canlandırılması ve gençlerin bu alana yönlendirilmesi için daha fazla destek vermesi gerektiğini ifade eden Özata, mesleğin yok olmaması adına bir çağrıda bulunuyor. Yüz yılı aşkın süredir devam eden bu aile geleneğinin, sadece bir iş değil, aynı zamanda bir kültür mirası olduğunu hatırlatan usta, elindeki bakırları büyük bir ustalıkla parlatmaya devam ediyor. Kendi elleriyle şekillendirdiği her bir ürün, aslında geçmişin izlerini geleceğe taşıyan sessiz birer tanık görevi görüyor.