Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde yaşayan Yukarı Çulhalı köyü sakinleri, havaların ısınmasıyla birlikte 2 bin 100 rakımlı Nalbant Yaylaları’na göç etti. Sarıçam ormanlarıyla çevrili bölgeye çıkan köylüler, hem geçimlerini sağlıyor hem de asırlık yaylacılık kültürünü ayakta tutuyor.
Dededen toruna süren gelenek
Haziran başında yaylaya çıkan 60 hanelik ekip, eylül ayına kadar sürecek zorlu ama bereketli mesaisine başladı. Besiciler, sabahın ilk ışıklarıyla başladıkları sağım işleminin ardından hayvanları otlağa çıkarıyor. Elde ettikleri süt, tereyağı, peynir ve bal gibi ürünleri ise Akdağmadeni pazarında satarak aile ekonomisine katkı sunuyor.
Hayatın her anı yaylada geçiyor
Yaylacılık hayatı sadece yetişkinlerin değil, çocukların da eğitim alanı oluyor. 10 yaşındaki Kemal İbiş gibi küçük yaştaki çocuklar, okul dönemi bitince ailelerine yardım ederek hayvanların bakımını üstleniyor. Elektrik imkanının 15 yıl önce geldiği yaylalarda, ulaşım ve telefon gibi altyapı sorunlarına rağmen üreticiler geleneksel yaşam tarzından vazgeçmiyor. Peki, bu gelenek modern çağda ne kadar daha sürebilir?