Zonguldak 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve kamuoyunun yakından takip ettiği terör örgütü üyeliği davasında, mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. THKP/C, DEV-YOL ve Devrimci Hareket adlı örgütlerle bağlantılı oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan 4 üniversite öğrencisinden 3'ü, operasyon sonrası tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Uzun süredir devam eden yargılama sürecinin son duruşmasında, mahkeme heyeti tutuklu sanıklardan Sıla D. ve Büşra T. hakkında adli kontrol şartıyla tahliye kararı verirken, Nuri Ş.'nin tutukluluk halinin devamına hükmetti. Olayın başlangıcı, Zonguldak Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin 12 Haziran tarihinde gerçekleştirdiği eş zamanlı operasyonlara dayanıyor. Başsavcılık koordinesinde yürütülen çalışmalarda, şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyale el konulmuş ve bu deliller ışığında öğrenciler gözaltına alınmıştı.

Hava atma iddiası mahkemeyi şaşırttı
Duruşma salonunda sanıkların yaptığı savunmalar, davanın seyrine dair ilginç detayları gün yüzüne çıkardı. Tutukluluğu devam eden Nuri Ş., hakkındaki suçlamaları reddederek, örgütle organik bir bağı olmadığını savundu. Nuri Ş., kurduğu iddia edilen radikal cümlelerin ideolojik bir bağlılıktan ziyade, çevresindeki kız arkadaşlarına karşı bir hava atma çabası olduğunu iddia etti. Tüm siyasal ve sosyal faaliyetlerini yasal statüdeki Devrimci Gençlik Dernekleri çatısı altında gerçekleştirdiğini belirten sanık, devletin kurumlarından gizli hiçbir eyleminin bulunmadığını öne sürdü. Mahkeme heyeti, dinlenmeyen tanıkların varlığını gerekçe göstererek Nuri Ş.'nin tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Sosyal faaliyet ve eğitim vurgusu
Tahliye edilen sanıklardan Sıla D. ise savunmasında derneğe sadece sosyal amaçlarla gittiğini ifade etti. Gitar ve bağlama çaldığını, arkadaşlarıyla vakit geçirmekten hoşlandığını belirten Sıla D., çocukluk hayalinin kaymakamlık olduğunu ve KPSS'ye hazırlandığını dile getirdi. Kötü bir niyet taşımadığını, sadece hak arama mücadelesi kapsamında yürüyüşlere katıldığını söyleyen sanık, tahliyesiyle birlikte eğitim hayatına odaklanmak istediğini belirtti. Bir diğer tahliye edilen sanık Büşra T. ise derginin terör örgütüyle bağlantılı olduğunu bilmediğini savundu. Dört dil bildiğini ve akademik kariyerine devam etmek istediğini vurgulayan Büşra T., derginin TMMOB üyeleri tarafından da satın alındığını belirterek, yasal bir yayın olduğunu düşündüğünü ifade etti.
Adli kontrol tedbirleri yeniden düzenlendi
Davanın tutuksuz sanığı İ.K. ise savunmasında, ekonomik zorluklar ve sosyal yalnızlık nedeniyle yasal bir derneğe katıldığını, demokratik ve hümanist bir çizgide hayatını sürdürdüğünü belirtti. Tıp fakültesi öğrencisi olduğunu hatırlatan İ.K., vatanına ve milletine hayırlı bir birey olmak için çalıştığını vurguladı. Mahkeme heyeti, İ.K. hakkında uygulanan imza şeklindeki adli kontrol tedbirini kaldırırken, yurt dışına çıkış yasağının devamına karar verdi. Sanıkların dijital materyaller üzerindeki incelemelerin ve tanık ifadelerinin tamamlanmasıyla birlikte davanın önümüzdeki celselerde daha net bir şekil alması bekleniyor. Zonguldak'taki bu dava, üniversite gençliğinin sosyal faaliyetleri ile yasal sınırlar arasındaki ince çizgiyi bir kez daha tartışmaya açtı.