Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin mevcut küresel konjonktürde hayati bir noktaya ulaştığını belirtti. Yılmaz, özellikle güvenlik endişeleri ve değişen ekonomik rekabet şartlarının, iki taraf arasındaki stratejik iş birliğini zorunlu kıldığını ifade etti.
İLİŞKİLERDE YENİ BİR PERSPEKTİF GEREKLİLİĞİ
Yılmaz, Türkiye'nin AB üyeliğinin stratejik bir hedef olduğunu hatırlatarak, Avrupa'nın dar menfaatlere sıkışmış popülist siyasetten uzaklaşması gerektiğini savundu. AB'nin diğer aday ülkelere uyguladığı objektif kriterleri Türkiye için de aynı şekilde işletmesi gerektiğini kaydeden Yılmaz, vize kolaylığı gibi başlıklarda atılacak adımların siyasi engellere takılmaması gerektiğine dikkat çekti.
MALİ DESTEKLER VE İNSAN KAYNAĞI YATIRIMI
Avrupa Birliği ile yürütülen programlar kapsamında Türkiye'ye 1 milyar avroya yakın kaynak sağlandığını açıklayan Yılmaz, bu bütçeyle 75 şehirde 1 milyon 100 binden fazla kişiye ulaşıldığını belirtti. Eğitim ve istihdam odaklı bu projelerin Türkiye'nin insan sermayesini güçlendirmeyi hedeflediğini söyleyen Yılmaz, Türkiye Yüzyılı vizyonunun merkezinde her zaman insan kaynağının olduğunu yineledi.
Peki bu durum gündemi nasıl etkiler?
Ankara'nın AB'ye yönelik "çifte standart uygulamayın, diyaloğu artırın" çağrısı, önümüzdeki dönemde vize süreçleri ve ekonomik iş birliği başlıklarında yeni bir diplomatik trafiğin başlayacağına işaret ediyor. Özellikle küresel rekabette Türkiye'nin üretim gücünü vurgulayan bu çıkış, AB ile yürütülen mali destek programlarının önümüzdeki süreçte nasıl bir seyir izleyeceğini belirleyecek.