Milli İstihbarat Akademisi, Avrupa Birliği’nin küresel ticaret oyununu masaya yatırdı. Brüksel artık sadece gümrük duvarlarını kaldırmıyor; ticaret anlaşmalarını jeopolitik bir güç aracı olarak kullanıyor. Türkiye ise bu yeni düzende hem rekabet hem de ekonomik uyum sınavı veriyor.
Ticaret artık bir güvenlik meselesi
Avrupa Birliği; Hindistan, Avustralya ve MERCOSUR ülkeleriyle imzaladığı devasa anlaşmalarla rotasını çizdi. Bu adımlar sadece mal alışverişini değil, bölgenin siyasi nüfuzunu da belirliyor. Özellikle Hindistan ile yapılan mutabakat, 2 milyar insanlık dev bir pazarı ve 27 trilyon dolarlık devasa bir ekonomik kapasiteyi kapsıyor. AB bu hamlelerle sadece ekonomik büyüme değil, stratejik bir savunma kalkanı da oluşturuyor.
Gümrük Birliği acilen revize edilmeli
Türkiye için 1996 model Gümrük Birliği artık frenleyici bir unsur haline geldi. AB, üçüncü ülkelerle imzaladığı anlaşmalarla Türkiye pazarını dışarıya açarken, Türk ürünleri aynı ülkelerde gümrük engellerine takılıyor. Bu adaletsiz durum; otomotiv, makine, tekstil ve tarım gibi lokomotif sektörlerimizi doğrudan tehdit ediyor. Hindistan gibi düşük maliyetli üreticiler gümrüksüz şekilde Türkiye'ye mal satabilirken, Türk firmaları aynı kolaylığı dış pazarlarda bulamıyor. Uzmanlar, Türkiye'nin kendi proaktif ticaret stratejisini geliştirmesi ve Gümrük Birliği’ni günümüzün şartlarına uygun hale getirmesi gerektiğini vurguluyor.