Arif Ahmet Denizolgun, 7 Eylül 2016'da hayatını kaybettiğinde resmi kayıtlara "beyin kanaması" yazıldı. Aradan 10 yıl geçti. Şimdi dosya yeniden açıldı ve ortaya çıkan rapor, o gün verilen kararın hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada, dosyaya giren yeni bilirkişi raporu, eski bakanın öldürülmüş olabileceğini bilimsel olarak dışlamıyor.
Otopsi görüntüleri her şeyi değiştirdi
İstanbul Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Nevzat Alkan, 2016'daki otopsiye ait 145 fotoğrafı ve video kayıtlarını tek tek inceledi. Sonuç, dosyanın seyrini değiştirecek türden. Denizolgun'un göğsünde, sağ meme altından göğüs ortasına uzanan 4 ayrı morluk tespit edildi. Bu morlukların boyutları 4x6 santimetreden 1x2 santimetreye kadar değişiyor. Bilirkişi, bu izlerin ölümden önce oluştuğunu, altındaki dokularda kanama bulunduğunu kayda geçirdi.
"Yastıkla nefessiz bırakılmış olabilir"
Rapordaki en kritik değerlendirme, bu morlukların nasıl oluştuğuna dair. Prof. Dr. Alkan, lezyonların yerleşimine bakarak, bir kişinin dizini Denizolgun'un göğsüne basarken ağzını ve burnunu yastıkla kapatmış olabileceğini belirtti. Bu, kasten öldürme ihtimalini masaya yatırıyor. Bilirkişi, mevcut görüntülerden yola çıkarak bu ihtimalin bilimsel olarak dışlanamayacağını vurguladı.
10 yıllık "doğal ölüm" raporu çöpe mi gidiyor?
2016'daki otopsi raporu, ölümün "travmatik olmayan beyin kanaması" sonucu gerçekleştiğini söylüyordu. Yeni rapor ise bu sonucun dayanağını sorguluyor. Bilirkişi, ölümün bu şekilde kabul edilebilmesi için yeterli objektif delil bulunmadığını belirtti. Ayrıca, otopside dokularda baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ağır metallere rastlandığı da raporda yer aldı. Bu maddelerin ölümle ilişkisi, mevcut verilerle netleştirilemedi.
Soruşturma "Adam Öldürme"den sürüyor
Bu gelişmelerin ardından savcılık, soruşturmanın kapsamını genişletti. Dosya artık "Adam Öldürme" suçu üzerinden yürüyor. 19 Ağustos'ta yapılan fethi kabir işlemiyle alınan yeni numuneler de incelemeye eklendi. Bundan sonraki süreçte, Adli Tıp Kurumu'nun iki ihtisas kurulunun ortak değerlendirmesi bekleniyor. O rapor, eski bakanın gerçek ölüm nedenini ortaya çıkaracak son perde olabilir.