Henüz bir lise öğrencisiyken Pakistan'daki mülteci kampında yaşam mücadelesi veren Abdülkadir Jabbary, bugün Ankara'da akademik kariyerine devam ederken, hayatının akışını değiştiren o zor günlerin vefa borcunu ödemek için kolları sıvadı. 2009 ve 2010 yıllarında yaşanan büyük sel felaketleri sırasında, Belucistan ve Hayber Pahtunhva bölgelerinde binlerce insanın hayatını kaybettiği o karanlık günlerde, Türk Kızılay'ın bölgeye ulaştırdığı gıda, ilaç ve barınma yardımları Jabbary'nin hafızasına kazındı. O dönemde ailesiyle birlikte çamurdan ve tuğladan yapılmış evlerinde hayatta kalmaya çalışan Jabbary, Türk Kızılay ekiplerine rehberlik ederek yardım dağıtım süreçlerine bizzat destek vermişti. Aradan geçen 17 yılın ardından, 2024 yılında Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bursuyla Türkiye'ye gelen Jabbary, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Muhasebe ve Finansman alanında doktora eğitimine başladı.

Felaketin ortasında uzanan şefkat eli
Jabbary, o günleri anlatırken muson yağmurlarının köyünün yarısını yok ettiği anları hala dün gibi hatırladığını ifade ediyor. 40 gün boyunca durmaksızın yağan yağmurların evlerini yaşanmaz hale getirdiği o dönemde, Türk Kızılay'ın mutfak malzemelerinden sağlık ekipmanlarına kadar her alanda sağladığı desteğin, sadece fiziksel bir yardım değil, aynı zamanda büyük bir moral kaynağı olduğunu vurguluyor. O yıllarda babasının güvenlik endişesiyle dağıtım çalışmalarına katılmasına izin vermediği Jabbary, kuzenlerinin ve abilerinin gönüllü olarak sahada görev almasını büyük bir hayranlıkla izlediğini belirtiyor. Türk Kızılay'ın sadece afet anında değil, Ramazan ve Kurban Bayramı gibi özel dönemlerde de bölgeye ulaştırdığı yardımlar, Jabbary'nin zihninde Türkiye'ye karşı derin bir sevgi ve güven bağı oluşturdu.

Akademik kariyerden gönüllülük sahasına
Türkiye'ye ayak bastığı ilk günden itibaren aklında tek bir kurum olduğunu belirten Jabbary, Türk Kızılay ve YTB iş birliğiyle düzenlenen İlk Yardım ve Göç temalı eğitim programına katılarak gönüllülük sürecini resmiyete döktü. Bugün artık bir doktora öğrencisi olarak Ankara'da yaşayan Jabbary, geçmişte kendisine ve ailesine sunulan o yardım elini, şimdi ihtiyacı olan diğer insanlara uzatmak için sabırsızlanıyor. Depoculuktan saha dağıtımlarına kadar her türlü görevde yer almaya hazır olduğunu dile getiren Jabbary, bu gönüllülük hareketini bir vefa borcu olarak nitelendiriyor. Kendi ifadesiyle, kendisine verilenlere karşılık olarak, yardıma muhtaç olan herkese el uzatmak onun için artık bir yaşam biçimi haline geldi.

Vefa borcunu ödeme kararlılığı
Jabbary'nin hikayesi, insani yardımın sadece anlık bir destek değil, nesiller boyu süren bir gönül bağı kurabildiğinin en somut kanıtı olarak öne çıkıyor. Ankara'daki eğitim hayatını sürdürürken bir yandan da Türk Kızılay'ın gönüllü ordusuna katılan Jabbary, yaşadığı tecrübelerin kendisine kattığı sorumluluk bilinciyle hareket ediyor. Geçmişte sel sularının yıktığı evlerde umut arayan bir gençten, bugün başkalarının umudu olmaya çalışan bir gönüllüye dönüşen Jabbary, Türk Kızılay çatısı altında yürüteceği çalışmalarla, Türkiye'nin insani yardım vizyonuna katkı sağlamayı hedefliyor. Onun bu kararlılığı, hem akademik çevresinde hem de gönüllü olduğu kurum içerisinde büyük bir takdirle karşılanıyor.



