Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından düzenlenen Sanayide Dönüşüm, Yetkinlik ve Rekabetçilik: İkiz Dönüşümden Nükleer Tedarik Zincirine başlıklı panel, Türk sanayisinin geleceğine dair kritik bir vizyonu ortaya koydu. ASO Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye'nin küresel üretim yarışındaki yerini sağlamlaştırmak adına sanayicilere nükleer enerji ekosisteminde daha aktif bir rol üstlenmeleri çağrısında bulundu. Ardıç, hedeflerinin yerli sanayiyi sadece yurt içindeki nükleer santrallere mal ve hizmet sunan bir yapıdan çıkarıp, küresel nükleer tedarik zincirinde kalıcı ve vazgeçilmez bir konuma taşımak olduğunu vurguladı. Bu vizyon, Türkiye'nin teknoloji odaklı üretim kapasitesini artırma stratejisinin merkezinde yer alıyor.
Teknoloji açığı ve rekabetin yeni kuralları
Sanayide rekabet gücünün artık sadece maliyet ve üretim kapasitesiyle ölçülmediğini belirten Seyit Ardıç, teknoloji düzeyi, enerji güvenliği, karbon yoğunluğu ve tedarik zinciri dayanıklılığının belirleyici unsurlar haline geldiğini ifade etti. Ardıç, Türkiye'nin yüksek teknolojili ürün ihracatındaki payının yüzde 3,7 seviyesinde kalırken, ithalattaki payının yüzde 12,1'e ulaştığına dikkat çekerek, yüksek teknolojiyi üretmekten ziyade satın alan bir konumda olmanın sürdürülebilir olmadığını belirtti. Ankara'nın yüksek teknolojili ürün ihracatında yüzde 13'ü aşarak Türkiye ortalamasının üzerine çıkması ise umut verici bir gelişme olarak değerlendirildi. Ardıç, yeşil ve dijital dönüşümün, enerji ve sanayi politikalarıyla birleşerek yeni rekabet stratejisinin temel taşlarını oluşturduğunu dile getirdi.
Karbon düzenlemeleri ve sanayinin dönüşümü
Avrupa Birliği'nin 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük dönemine giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), sanayiciler için yeni bir dönemin habercisi oldu. Karbonun artık sadece bacadan çıkan bir emisyon değil, bilançolara yansıyan bir maliyet ve pazara giriş kriteri olduğunu belirten Ardıç, Ankara sanayisinin bu süreçte önemli bir avantaja sahip olduğunu vurguladı. Başkent sanayisinin üretim yapısında ana metal ağırlığının azaldığını, bunun yerine makine ve ekipman gibi mühendislik kabiliyeti yüksek, ileri işlenmiş ürünlerin ağırlık kazandığını ifade etti. SKDM kapsamındaki ürünlerin Türkiye ihracatındaki payının yüzde 8 civarında olması, bu dönüşümün ne kadar hayati olduğunu gözler önüne seriyor.
Nükleer ekosistemde bir üst lige çıkış
Nükleer enerjinin sadece elektrik üretimi değil, aynı zamanda savunma, havacılık ve ileri makine sanayileri için de bir kaldıraç görevi gördüğünü belirten Ardıç, bu alana girmenin kalite, izlenebilirlik ve üretim disiplini gibi ağır şartları olduğunu hatırlattı. ASO'nun 2017 yılında kurduğu Türkiye'nin ilk nükleer sanayi kümelenmesi NÜKSAK, firmaların bu zorlu standartlara ulaşması için rehberlik ediyor. Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan ise Ankara'nın savunma sanayisindeki lokomotif gücüne dikkat çekerek, kentin 15 organize sanayi bölgesi ve 14 teknoloji geliştirme merkeziyle bu dönüşümü destekleyecek altyapıya sahip olduğunu belirtti. Kalkan, Ankara'nın ülke ekonomisindeki payının son üç yılda yüzde 10,5'e yükselmesinin, kentin teknolojik dönüşümdeki hızını kanıtladığını ifade etti.