Ankara'da bir araya gelen kadınlar, yaşamın doğal bir evresi olan menopozu, tıbbi bir süreçten öteye taşıyarak sanatsal bir dışavurumla yeniden tanımladı. Medicana International Ankara Hastanesi bünyesinde hayata geçirilen Menopoz Wellness Programı, kadınların bu dönemdeki değişimlerini kabullenmelerini ve kendilerini yeniden keşfetmelerini sağlamak amacıyla sıra dışı bir sanat atölyesine ev sahipliği yaptı. Hastane ortamının klinik havasını bir kenara bırakan katılımcılar, iç dünyalarındaki dönüşümü somutlaştırmak için fırçalarını ve yaratıcılıklarını konuşturdu.
Sanatla gelen içsel dönüşüm
Başkent ve TED Üniversiteleri öğretim görevlisi sanatçı Dr. Filiz Köse'nin rehberliğinde gerçekleşen atölye çalışması, kadının yaşam döngüleri üzerine yapılan derinlikli bir sohbetle başladı. Dr. Köse, menopozun bir kaos değil, aksine yeni bir insan doğuşu olduğunu vurgulayarak, kadınların yıllarca başkalarının mutluluğu için çabaladıktan sonra artık kendi coğrafyalarına dönmeleri gerektiğini belirtti. Katılımcılar, geçmişin izlerini yok etmek yerine onları dönüştürerek yeni bir kadın portresi oluşturma hedefiyle görsel malzemeleri kullanarak kendi kimliklerini yeniden inşa ettiler. Atölye sonunda her kadın, kendi içsel yolculuğunu yansıtan eserini bilge kadın bahçesinde konumlandırarak bu süreci sanatsal bir zaferle taçlandırdı.
Multidisipliner bir destek yaklaşımı
Etkinliğin tıbbi boyutunu değerlendiren Medicana International Ankara Hastanesi Menopoz Wellness Komisyonu üyesi Doç. Dr. İrem Alyazıcı, menopozun sadece adet görmeme durumu olarak basitleştirilemeyeceğinin altını çizdi. Doç. Dr. Alyazıcı, bu sürecin ruhsal, bedensel ve fiziksel pek çok değişimi beraberinde getirdiğini, kemik ve kas sağlığından kardiyolojik duruma kadar geniş bir yelpazede takip gerektirdiğini ifade etti. Hastaların sadece hormon tedavisiyle değil, bütüncül bir yaklaşımla desteklenmesi gerektiğini belirten uzmanlar, her kadının bu süreçte ihtiyaçlarına göre özel bir ilgi görmesinin önemine dikkat çekti. Menopozun bekleyip geçecek bir süreç olmadığını, aksine doğru farkındalıkla hayatın en keyifli dönemine dönüşebileceğini vurgulayan Alyazıcı, kadınlara güçlü bir mesaj verdi.
Ritmin değişir, gücün değişmez
Programın temel felsefesini oluşturan Ritmin değişir, gücün değişmez sloganı, etkinliğin her anına yansıdı. Kadınların kendi iç seslerini dinleyerek, belki akan bir nehir gibi duru, belki de yeni niyetlerle güçlenmiş bir kimlikle yollarına devam etmeleri hedeflendi. Yaklaşık iki buçuk saat süren ve katılımcıların kendilerini ifade etme fırsatı bulduğu bu özel atölye, kadınların birbirine destek olduğu bir dayanışma ortamına dönüştü. Ortaya çıkan sanat eserleri, sadece birer tablo değil, aynı zamanda her kadının kendi yaşam hikayesini ve yeni kimliğini temsil eden birer sembol olarak hafta boyunca hastane bünyesinde sergilenmeye devam edecek. Bu çalışma, menopozun bir bitiş değil, aksine hayatın yeni ve özgür bir evresinin başlangıcı olduğunu bir kez daha kanıtladı.