Havadis | Antalya | Göbeklitepe'nin Gizemli Çantaları Aslında Birer Mimari Plan mı?

Göbeklitepe'nin Gizemli Çantaları Aslında Birer Mimari Plan mı?

Arkeoloji dünyasında yıllardır çanta veya kova olarak yorumlanan Göbeklitepe'deki semboller, yeni bir akademik bakış açısıyla insanlığın ilk mimari çizimleri olarak tanımlanıyor.

Arkeoloji dünyasında yıllardır çanta veya kova olarak yorumlanan Göbeklitepe'deki semboller, yeni bir akademik bakış açısıyla insanlığın ilk mimari çizimleri olarak tanımlanıyor.

Göbeklitepe'nin Gizemli Çantaları Aslında Birer Mimari Plan mı?
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

İnsanlık tarihinin en büyük gizemlerinden biri olarak kabul edilen ve günümüzden yaklaşık 12 bin yıl öncesine uzanan Göbeklitepe, her geçen gün yeni bir tartışmanın odağı haline geliyor. Şanlıurfa topraklarında yükselen bu kadim tapınak merkezinde yer alan dikilitaşlar, üzerlerindeki figürlerle araştırmacıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Özellikle 43 numaralı dikilitaş, yani yaygın adıyla Akbaba Taşı üzerinde bulunan ve uzun yıllardır arkeologlar tarafından çanta, kova veya sepet olarak tanımlanan üç sembol, yeni bir akademik çalışmayla bambaşka bir boyuta taşındı. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Yüksek İç Mimar ve Öğretim Görevlisi Bora Uluurgun, bu figürlerin aslında günlük eşyaları temsil etmediğini, aksine insanlık tarihinin bilinen ilk mimari çizimleri olduğunu öne sürdü.

Modern Algı Yanılsaması mı?

Uluurgun'un ortaya koyduğu iddialar, arkeolojik literatürde yerleşik olan çanta yorumunu kökten sarsıyor. Uzman isim, bu motiflerin taşınabilir birer eşya olarak görülmesinin modern bir algı yanılsaması olduğunu savunuyor. Ona göre, bu semboller Neolitik dönemin hem mühendislik bilgisini hem de kozmik evren algısını kaydeden, çifte anlamlı ikonografik belgeler niteliğinde. Bir çantanın veya sepetin üzerinde neden bir giriş kapısı ya da o kapıya saldıran bir hayvan figürü bulunsun sorusunu yönelten Uluurgun, bu asimetrik detayların aslında gerçek bir yapının mimari kesitini yansıttığını belirtiyor. Gerçek bir yapının girişi olduğunu ve bu girişin yapıyı asimetrik kıldığını vurgulayan araştırmacı, sembollerin mükemmel simetrisi üzerindeki bu asimetrik hayvan figürlerinin, yapının girişini temsil ettiğini kanıt olarak sunuyor.

Kozmik Kubbe ve Mimari Detaylar

Araştırmasında, Neolitik dönem insanının bu sembollerle fiziksel bir yapıyı ve aynı zamanda insanlığın en eski Kozmik Kubbe inancını taşlara işlediğini savunan Bora Uluurgun, sembollerin detaylı mimari karşılıklarını şu şekilde açıklıyor: Sembolün üst kavisli yapısı yapının çatı veya kubbe profilini, yan dikmeler halka duvar sütunlarını, orta T-şekilli form ise ritüel alanın odak noktasını oluşturan merkez T-dikilitaşını temsil ediyor. Alt düz zemin hattı yapı tabanının kesit çizgisini, iç boşluk ise ritüel alanın avlusunu gösteriyor. Bu şematik çizimler, Göbeklitepe'deki A, B ve C tapınaklarının ön cephe kesitlerinin birebir yansıması olarak okunuyor. Uluurgun, bu sembollerin aynı zamanda gök, yer ve yeraltı üçlemesinden oluşan evrenin şematik bir modeli olduğunu da ekliyor.

Mitolojik Bağlantılar ve Evrensel Sembolizm

Göbeklitepe'deki bu sembollerin izleri, tarihin farklı dönemlerinde ve dünyanın çeşitli coğrafyalarındaki mitolojilerde de karşımıza çıkıyor. Asur ve Sümer medeniyetlerinde, MÖ 883-859 yıllarına tarihlenen Nimrud kabartmalarındaki Apkallu figürlerinin ellerinde tuttukları kova benzeri nesneler, ritüel arınma törenlerinin bir parçası olarak kabul ediliyor. Ancak Uluurgun, bu kovanın aslında bir tapınağın sembolik bir temsili olabileceğini belirtiyor. Benzer bir durum, Meksika'daki Olmek arkeoloji sitlerinde bulunan La Venta Monument 19'da da görülüyor. Burada elinde çanta tutan figür, Maya ve Aztek mitolojisindeki tüylü yılan tanrısının en eski tasvirlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yeni Zelanda'nın Maori mitolojisindeki üç bilgi sepeti ile Antik Mısır'daki taşınabilir çadırları temsil eden semboller de, Göbeklitepe'deki üçlü taşıyıcı figürlerle hem sayısal hem de kozmolojik anlamda dikkat çekici paralellikler gösteriyor. Her iki gelenekte de bu semboller, evrenin katmanlarını ve kutsal mekanları temsil eden evrensel bir dilin parçası olarak değerlendiriliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız