Kocaeli'nin İzmit ilçesinde 20 Ocak 2021 tarihinde yaşanan ve kamuoyunda büyük infial yaratan bebek cinayeti davasında, hukuki süreçte beklenmedik bir dönemece girildi. Evli ve üç çocuk annesi olan 34 yaşındaki Merve T., evinin banyosunda dünyaya getirdiği erkek bebeğini, vücudunun dokuz farklı noktasına aldığı bıçak darbeleriyle öldürmüştü. Olayın ardından hastaneye kaldırılan ve tedavisi tamamlandıktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderilen sanık, 2022 yılında yerel mahkeme tarafından 'çocuğa ve altsoya karşı kasten öldürme' suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak Yargıtay, sanığın cezai ehliyetini sorgulayan kritik bir karara imza atarak dosyayı yerel mahkemeye geri gönderdi.
Olay anında bilinç kaybı iddiası
Sanık Merve T., yargılama sürecindeki savunmalarında hamile olduğunun farkında olmadığını, olay günü bel ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede kendisine kas gevşetici iğne yapıldığını iddia etmişti. Eve döndükten sonra banyoda aniden doğum yaptığını belirten sanık, bebeğin kordonunu kesmek amacıyla meyve bıçağına uzandığını, sonrasında ise yaşananları hatırlamadığını savunmuştu. Sanık avukatları, müvekkillerinin epilepsi hastası olduğunu ve eylemi bilinç dışı, cinnet benzeri bir ruh haliyle gerçekleştirdiğini öne sürerek karara itiraz etti. Yargıtay, bu savunmaları dikkate alarak, sanığın olay anında geçici bir nedenle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığının Türk Ceza Kanunu'nun 34. maddesi kapsamında yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.
Mahkemede beraat ve tahliye talebi
Bozma kararının ardından Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde davanın ilk celsesi gerçekleştirildi. Duruşmada hazır bulunan Merve T., Yargıtay'ın bozma ilamına uyulmasını talep ederek, olay sırasında kendinde olmadığını yineledi. Sanık, mevcut ruh halinin göz önünde bulundurulmasını isteyerek beraatini ve tahliyesini talep etti. Duruşmaya katılan eşi Hakan Y. ise sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etti. Sanık müdafileri, müvekkillerinin yaklaşık beş yıldır cezaevinde bulunduğunu, delillerin karartılma ihtimalinin kalmadığını ve olayın ani gelişen bir kriz neticesinde yaşandığını savunarak tahliye taleplerini yinelediler.
Adli Tıp raporu bekleniyor
Mahkeme heyeti, savunmaların ardından davanın seyrini değiştirebilecek nitelikte bir karar aldı. Sanığın olay tarihindeki akıl sağlığı durumunun ve ayırt etme gücünün tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan kapsamlı bir rapor alınmasına karar verildi. Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmederek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Hukuk çevreleri, Adli Tıp'tan gelecek raporun, sanığın cezai ehliyetinin olup olmadığına dair nihai kararı belirleyeceğini ve davanın sonucunu doğrudan etkileyeceğini ifade ediyor. Sanığın epilepsi geçmişi ve olay anındaki bilinç durumu, davanın önümüzdeki süreçteki en kritik tartışma konularından biri olmaya devam edecek.