Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren ANSET şirketine yönelik hazırlanan bin 849 sayfalık iddianame, belediye kaynaklarının nasıl sistematik bir şekilde eritildiğini gözler önüne serdi. 15'i tutuklu toplam 55 sanığın yargılandığı dosyada, festival ve organizasyon ihalelerinin birer kılıf olarak kullanıldığı, hayali işler üzerinden belediye kasasından milyonlarca liranın hortumlandığı iddia ediliyor. Savcılık makamı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek için 69 yıla, Cansel Tuncer için ise 21 yıla kadar hapis cezası talep ederek, kamu vicdanını yaralayan bu organizasyonun en üst düzeyde planlandığını öne sürüyor.
Dijital yazışmalarda şifreli para trafiği
İddianamenin en dikkat çekici kısımlarından birini, sanıklar arasındaki dijital yazışmalar oluşturuyor. İş insanı M.O.K. ile muhasebe süreçlerini yöneten İ.Ö. arasındaki mesajlaşmalar, rüşvet ve usulsüzlük ağının işleyişini adeta bir film senaryosu gibi deşifre ediyor. M.O.K.'nin, belediye yetkililerine teslim edilecek paralar için kullandığı ifadeler, sürecin ne kadar gizli ve dikkatli yürütüldüğünü kanıtlıyor. Özellikle 200 bin liralık bir para transferi sırasında, paranın ağırlığından dolayı taşınamayacağını belirten İ.Ö.'nün "Çok ağır ben kaldıramam" yanıtı, dosyanın en çarpıcı detaylarından biri olarak kayıtlara geçti. M.O.K.'nin ise paranın belediye yetkililerine teslimi sırasında "Güzel paketle belli olmasın, dikkatli olun delil vermeyin" talimatları vermesi, suçun işleniş biçimindeki profesyonelliği ve korkuyu gözler önüne seriyor.
Hayali faturalar ve komisyon sistemi
Soruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan organizasyon şirketi sahibi L.Ş.'nin itirafları, sistemin nasıl bir komisyon ağıyla çalıştığını netleştirdi. L.Ş., gerçekte hiçbir hizmet üretilmediği halde, kendi şirketi üzerinden fatura kestiğini ve bu tutarların belediyeden tahsil edildiğini anlattı. İşleyişe göre, belediyeden gelen paranın yüzde 5 ile 10 arasındaki bir kısmı komisyon olarak ayrılıyor, geri kalan büyük bölüm ise organizasyonun başındaki isimlere aktarılıyordu. Bu yöntemle, Altın Portakal Film Festivali kapsamındaki tramvay giydirme gibi işlerin bile aslında yapılmadan faturalandırıldığı öne sürüldü. Ayrıca, 50 milyon lirayı bulan çeklerin tahsilat makbuzlarının düzenlenmesi için baskı yapıldığı, bu süreçte dijital iz bırakmamak adına telefonların sıfırlanması ve FaceTime üzerinden görüşme yapılması gibi yöntemlerin tercih edildiği belirtildi.
Çantalarla taşınan rüşvetler ve kamu zararı
İddianamede yer alan bir diğer çarpıcı iddia ise, hibrit otobüs ihalesiyle ilgili. Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren İ.K., M.O.K.'nin ofisine para dolu bir sırt çantasıyla geldiğini ve bu paranın belediye yönetimine rüşvet olarak götürüleceğini bizzat duyduğunu iddia etti. Denetim raporları ise bu iddiaları rakamlarla destekliyor; ticari faizler dahil toplam 113,4 milyon liralık bir kamu zararının oluştuğu hesaplanıyor. Sayıştay ve iç denetim birimlerinin tüm uyarılarına rağmen, konaklama ve tanıtım gibi hizmetlerin yerine getirildiğine dair hiçbir somut kanıt sunulmadan hakediş ödemelerinin yapıldığı tespit edildi. Muhittin Böcek ve Cansel Tuncer ise savunmalarında, ihalelerin kim tarafından alındığını bilmelerinin mümkün olmadığını ve süreçlere dahil olmadıklarını belirterek suçlamaları reddetti. Ancak savcılık, MASAK raporları, HTS kayıtları ve tanık beyanlarıyla bu savunmaların aksini kanıtlamaya hazırlanıyor.