Havadis | Asayiş | Danıştay’ın mühürlediği kıyıya 21 yıl sonra gelen tartışmalı ruhsat: Site sakinleri isyanda

Danıştay’ın mühürlediği kıyıya 21 yıl sonra gelen tartışmalı ruhsat: Site sakinleri isyanda

Adana Karataş’ta 21 yıl önce Danıştay kararıyla durdurulan ve kıyı kanununa aykırı bulunan inşaat projesi, yerel yönetimin yeni ruhsatıyla tekrar gündeme geldi. Sahil şeridindeki ortak kullanım alanlarının şantiyeye dönüştürülmesi üzerine site sakinleri hukuki mücadeleyi yeniden başlattı.

Adana Karataş’ta 21 yıl önce Danıştay kararıyla durdurulan ve kıyı kanununa aykırı bulunan inşaat projesi, yerel yönetimin yeni ruhsatıyla tekrar gündeme geldi. Sahil şeridindeki ortak kullanım alanlarının şantiyeye dönüştürülmesi üzerine site sakinleri hukuki mücadeleyi yeniden başlattı.

Danıştay’ın mühürlediği kıyıya 21 yıl sonra gelen tartışmalı ruhsat: Site sakinleri isyanda
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Adana’nın Karataş ilçesinde yer alan bir tatil sitesinde yaşananlar, hukuk sisteminin ve yerel yönetim kararlarının yıllar içinde nasıl farklı yorumlanabileceğine dair çarpıcı bir örnek oluşturuyor. Yaklaşık 25 yıl önce inşa edilen ve o dönemde sosyal donatı alanlarıyla dikkat çeken sitede, müteahhit firmanın ek blok yapma girişimiyle başlayan gerilim, aradan geçen yirmi yılı aşkın süreye rağmen çözüme kavuşamadı. Danıştay tarafından 2005 yılında kesinleşen kararla kıyı kanununa aykırı olduğu tescillenen ve durdurulan inşaat projesi, 2025 yılında Karataş Belediyesi tarafından verilen yeni bir ruhsatla tekrar hayata geçirilmeye çalışıldı. Bu durum, site sakinleri arasında büyük bir şaşkınlık ve tepkiyle karşılandı.

Yıllar süren hukuk mücadelesi ve Danıştay kararı

Geçmişe dönüp bakıldığında, sitenin kuruluş aşamasında futbol sahası, voleybol alanı ve çeşitli sosyal tesislerin bulunduğu bölgenin, müteahhit tarafından ek bloklar inşa etmek amacıyla yıkılması ilk büyük krizi tetiklemişti. Site sakinlerinin itirazları üzerine 2003 yılında Adana 1. İdare Mahkemesi tarafından verilen durdurma kararı, 2005 yılında Danıştay tarafından onanarak hukuki bir zemine oturtulmuştu. Danıştay’ın gerekçeli kararında, söz konusu inşaatın sahil şeridinin ilk 50 metrelik bölümünde kaldığı ve Kıyı Kanunu’na açıkça aykırılık teşkil ettiği vurgulanmıştı. Bu kararın ardından site sakinleri, kendi imkanlarıyla bölgeyi yeniden düzenleyerek eski sosyal alanlarını geri kazanmışlardı. Ancak aradan geçen 21 yılın ardından, ölen müteahhidin mirasçılarının başvurusu üzerine belediyenin yeniden ruhsat vermesi, tüm bu süreci başa sarmış oldu.

Sahil şeridinde şantiye görüntüsü

Belediyenin verdiği yeni ruhsatla birlikte bölge tekrar bir şantiye alanına dönüştü. Sitenin istinat duvarlarının yıkılmasıyla başlayan süreçte, temel kazıları yapıldı ve demirler döşenmeye başlandı. İnşaat çalışmaları sırasında ortaya çıkan molozların sahildeki kum seviyesini yükseltmesi, site sakinlerinin denize erişimini ve yaşam kalitesini doğrudan olumsuz etkiledi. Yıllar önce kazandıkları hukuk zaferinin ardından huzurlu bir yaşam süren site sakinleri, şimdi ise evlerinin değer kaybettiğini ve mülklerini satmak istediklerinde alıcı bulamadıklarını ifade ediyor. Mithat Özşahin gibi uzun süredir sitede yaşayan vatandaşlar, başlangıçta vaat edilen sosyal donatıların yerinde artık beton yığınlarının yükselmesinden duydukları derin üzüntüyü dile getiriyor.

Yargıdan geçici durdurma kararı

Yaşanan bu yeni gelişme üzerine site sakinleri, Adana 2. İdare Mahkemesi’ne başvurarak yürütmenin durdurulmasını talep etti. Mahkeme, dava süreci sonuçlanana kadar inşaat faaliyetlerinin geçici olarak durdurulmasına hükmetti. Ali Büyükbayram gibi site sakinleri, 21 yıl önce de benzer bir süreçten geçtiklerini ve o dönemde de aynı belediye yönetiminin benzer bir tutum sergilediğini hatırlatarak, Danıştay’ın kesinleşmiş kararına rağmen nasıl ruhsat verilebildiğini sorguluyor. Sabit Baş ise kıyı kanununun açık hükümlerine rağmen devam eden bu ısrarlı inşaat girişiminin, bölgedeki yaşam alanlarını yok ettiğini ve yasal sürecin takipçisi olacaklarını belirtiyor. Taraflar arasındaki bu hukuki çekişmede son sözü yine mahkeme söyleyecek; ancak yaşananlar, kıyı şeridinin korunması ve yerel yönetimlerin imar kararlarındaki tutarlılık konusunda önemli bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız