Adana'nın Kozan ilçesinde başlayarak kısa sürede Aladağ ve İmamoğlu ilçelerine sıçrayan orman yangınları, bölgede sadece doğayı değil, yaşam kalitesini de derinden etkileyen bir felakete dönüştü. Yangının yarattığı yoğun duman tabakası ve hava kirliliği, kent merkezine kadar ulaşarak vatandaşlara zor anlar yaşatıyor. Öyle ki, felaketin ulaştığı boyutlar artık sadece yerel gözlemlerle değil, uzaydan çekilen uydu fotoğraflarıyla da net bir şekilde izlenebiliyor. Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, bu kirliliğin hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz etkilediğini vurguluyor.
Hava kalitesindeki tehlikeli düşüş
Prof. Dr. Başıbüyük, orman yangınlarının ciddi hava kirleticileri ürettiğini belirterek, Adana semalarında biriken dumanın özellikle çocuklar, bebekler, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlar, hava kalitesinin düştüğü bu dönemlerde pencerelerin kapalı tutulmasını tavsiye etse de, mevcut kirlilik seviyesinin henüz evlerin içine hapsolacak kadar yoğun olmadığını belirtiyor. Yine de, geniş bir alana yayılan bu kirlilik, ekosistemin dengesini bozarak sadece insanları değil, bölgedeki tüm canlı türlerini ve su kaynaklarını da tehdit ediyor.
İnsan faktörü ve ihmalin ağır bedeli
Orman yangınlarının çevresel etkilerinin söndürme çalışmaları bittikten sonra bile uzun süre devam ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Başıbüyük, ülkemizdeki yangınların yüzde doksanının insan kaynaklı olduğuna dikkat çekiyor. İklim değişikliği ve artan sıcaklıkların yangınları kontrol altına alınamaz hale getirdiğini ifade eden uzmanlar, vatandaşları sigara izmaritleri, cam atıkları ve anız yakma gibi konularda daha duyarlı olmaya çağırıyor. Bölge sakinlerinden Savaş Sözcü, yangın uzakta olsa bile dumanın etkisini her an hissettiklerini belirterek, ihmalkarlık sonucu çıkan yangınların çevreye verdiği zararın telafisinin çok zor olduğunu dile getiriyor.
Bilinçsizlik ve temizlik çağrısı
Yangınların sadece ormanları değil, kentin genel yaşam kültürünü de olumsuz etkilediğini savunan Mina Erdem ise, Adana halkının hem aşırı sıcaklarla hem de yangın dumanıyla mücadele etmek zorunda kaldığını belirtiyor. Erdem, insanların çevreye attığı çöplerin ve sigara izmaritlerinin yangın riskini artırdığını vurgulayarak, daha temiz ve bilinçli bir toplum için herkesi sorumluluk almaya davet ediyor. Yangınların söndürülmesinin ardından geriye kalan tahribatın, doğanın kendini yenilemesi için uzun yıllara ihtiyaç duyduğunu belirten uzmanlar ve vatandaşlar, ortak bir bilinçle hareket edilmediği sürece bu tür felaketlerin tekrarlanabileceği konusunda hemfikir görünüyor.