İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrailli yetkililer hakkında yürütülen kritik davanın yankıları Gaziantep'e ulaştı. Sumud Filosu aktivisti ve gazeteci Yaşar Yavuz, davanın duruşmasına Gaziantep Adliyesi'nden çevrim içi katılım sağlayarak hukuki sürecin bir parçası oldu. Duruşma sonrasında adliyenin vatandaş girişi önünde bir araya gelen Yavuz, İsrail'in uluslararası sularda gerçekleştirdiği müdahaleyi ve Gazze'de devam eden insani krizi sert bir dille eleştiren kapsamlı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Yavuz'un açıklamaları, sadece kendisine ve arkadaşlarına yapılanların değil, Gazze'de yaşanan büyük trajedinin de bir yansıması niteliğindeydi.
Uluslararası Sularda Zorla Alıkonulma ve İşkence Süreci
Yaşar Yavuz, 2025 yılının Eylül ayında Gazze'ye insani yardım götürmek ve bölgedeki ablukaya dikkat çekmek amacıyla yola çıktıklarını belirtti. 1 Ekim 2025 tarihinde uluslararası sularda seyrederken İsrail güçlerinin hukuka aykırı bir şekilde gemilerine müdahale ettiğini vurgulayan Yavuz, o anları şöyle anlattı: İsrail'in egemenlik alanı dışında, tamamen uluslararası sularda seyrederken eli silahlı güçler gemilerimize zorla çıktı. Kontrolü ele geçirdikten sonra bizleri alıkoyarak Aşdod Limanı'na götürdüler. Burada saatler süren sorgulamaların ardından Negev Çölü'ndeki Ketziot Cezaevi'ne sevk edildik. Üç gün boyunca tutulduğumuz bu cezaevinde fiziki ve psikolojik işkencelere, ağır hakaretlere ve ölüm tehditlerine maruz kaldık. Temel haklarımızın hiçe sayıldığı bu süreç, İsrail'in uluslararası hukuku nasıl ayaklar altına aldığının somut bir göstergesidir.
Gaziantep'ten Yükselen Adalet Arayışı
Yaşanan bu hukuksuzluklar nedeniyle İsrailli failler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ifade eden Yavuz, Gaziantep'te görülen duruşmanın sembolik ve hukuki önemine dikkat çekti. Netanyahu ve Ben-Gvir gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 35 suçlu hakkında yürütülen sürecin takipçisi olduklarını belirten Yavuz, Netanyahu'nun artık Gaziantep'te de bir sanık olduğunu vurguladı. Gazze'de 7 Ekim 2023'ten bu yana 21 bin 283'ü çocuk olmak üzere toplam 73 bin 470 kişinin katledildiğini hatırlatan Yavuz, bu rakamların içinde 450 yeni doğmuş bebeğin ve binin üzerinde bir yaşını doldurmamış çocuğun bulunduğunu acı bir tabloyla paylaştı. Bu veriler, bölgedeki insani felaketin boyutlarını gözler önüne sererken, hukuki mücadelenin neden bu kadar hayati olduğunu da kanıtlıyor.
Cezasızlık Duvarına Karşı Hukuki İrade
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2026/108 Esas sayılı dosyası kapsamında Netanyahu ve suç ortakları hakkında yakalama kararı çıkarılmasını ve kırmızı bülten talebinde bulunulmasını tarihi bir adım olarak nitelendiren Yavuz, bu kararın dünya genelindeki mazlumlar için bir umut ışığı olduğunu belirtti. Türkiye'nin bu tavrının, zalimler için cezasızlık döneminin sona erdiğini ilan eden güçlü bir irade olduğunu ifade eden Yavuz, uluslararası yargı mekanizmalarına şu çağrıda bulundu: Hukuku güçlülerin karşısında susturmayın. Eğer bir devlet, yeterince korunduğuna inanarak çocukları öldürebiliyor, sivilleri açlığa mahkûm edebiliyor ve şehirleri yerle bir edebiliyorsa, orada sadece insanlar değil hukukun kendisi de enkaz altındadır. Cezasızlık, yalnızca geçmişteki suçların üzerini örtmekle kalmaz, aynı zamanda gelecekteki suçlara da cesaret verir. Türkiye'nin attığı bu adım, cezasızlık duvarına vurulmuş önemli bir darbedir ve diğer ülkelerin de benzer bir hukuki duruş sergilemesi gerekmektedir.