Bodrum’da sakin bir yaşam süren ve o sırada çocuklarıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nde tatilde bulunan Yeliz Yeşilmen, son günlerde magazin gündemine bomba gibi düşen bir yanlış anlaşılmanın mağduru oldu. Ünlülere yönelik düzenlenen geniş kapsamlı bir uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan kişinin isminin Yeliz Yeşilçimen olduğunun ortaya çıkmasına rağmen, bazı medya organlarında kendi isminin kullanılması Yeşilmen’i harekete geçirdi. İsim benzerliğinden kaynaklanan bu vahim hatanın, en temel gazetecilik ilkeleri göz ardı edilerek yapıldığını belirten Yeşilmen, söz konusu haberlerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı.
Hukuki süreç başlatıldı
Yeşilmen, isminin uyuşturucu gibi ağır bir suçlamayla yan yana getirilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade ederek, şahsına ve itibarına yönelik bu saldırıya karşı sessiz kalmayacağını belirtti. Konuyla ilgili yaptığı açıklamada, operasyonla hiçbir ilgisinin bulunmadığını net bir dille yineleyen ünlü isim, haberleri yayımlayan ve gerekli düzeltmeleri yapmayan tüm kişi ve kuruluşlar hakkında avukatları aracılığıyla hukuki haklarını sonuna kadar kullanacağını duyurdu. Hiç kimsenin doğruluğunu araştırmadan ismini bu tür iddialarla ilişkilendirmesine izin vermeyeceğini söyleyen Yeşilmen, sürecin titizlikle takip edileceğinin altını çizdi.
Eşi Ali Uğur Akbaş'tan destek
Yaşanan bu talihsiz durum karşısında eşine destek veren iş adamı Ali Uğur Akbaş da bir açıklama yaparak tepkisini dile getirdi. Eşinin şu an tatilde olduğunu ve kısa süre içerisinde Türkiye’ye döneceğini belirten Akbaş, olayın tamamen bir soy isim benzerliğinden ibaret olduğunu vurguladı. Eşinin bu tip bir olayla anılmasını kınadığını ifade eden Akbaş, yanlış haber yapan basın yayın organlarına karşı gerekli yasal işlemlerin başlatıldığını ve konunun takipçisi olacaklarını belirtti.
Gazetecilik ilkeleri sorgulanıyor
Yaşanan bu olay, dijital habercilikte hızın doğruluğun önüne geçmesi sorununu bir kez daha gözler önüne serdi. İsim benzerliği gibi basit bir detayın, gerekli teyit mekanizmaları işletilmeden haberleştirilmesi, masum insanların itibarının zedelenmesine yol açıyor. Yeliz Yeşilmen örneğinde olduğu gibi, doğrulanmamış bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması, hem bireysel hak ihlallerine neden oluyor hem de medyanın güvenilirliğine gölge düşürüyor. Yeşilmen’in başlattığı hukuki süreç, benzer hataların tekrarlanmaması adına önemli bir emsal teşkil edebilir.