Genç yaşına rağmen omuzlarında büyük bir sorumluluk taşıyan iş insanı, babasının milyarlık servetine rağmen sıradan bir çalışan gibi hayatını sürdürüyor. Sabahın erken saatlerinde işe gidiyor, mesai kavramı tanımıyor. Hafta sonu demeden, tatil yapmadan çalışıyor. Onun için başarının sırrı, çalışmaktan geçiyor.
Kendi ekmeğini kazanmanın gururu
Babasının sahip olduğu dev şirketlerin tek varisi olmasına rağmen, o hiçbir zaman bu ayrıcalığı kullanmadı. Tam tersine, en alt kademeden başlayarak iş hayatına atıldı. Şimdi ise şirketin en üst kademelerinde görev alıyor. Ancak bu durum onu şımartmamış. Hâlâ aynı mütevazı yaşamını sürdürüyor. Çalışanlarıyla aynı yemekhanede yemek yiyor, aynı servisle işe gidiyor. Onun için önemli olan, kendi emeğiyle bir yerlere gelmek.
Gece gündüz demeden çalışıyor
Yoğun iş temposu nedeniyle bazen iş yerinde uyuyakaldığını itiraf eden genç iş insanı, "İşim benim hayatım. Bazen o kadar yoruluyorum ki ofisteki koltuğumda uyuyakalıyorum. Ama bu beni mutlu ediyor. Çünkü kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum" diyor. Bu sözleri, onun ne kadar kararlı olduğunu gözler önüne seriyor.
Babasının desteği değil, kendi çabası
Babasının kendisine maddi olarak her türlü desteği sağlayabileceğini ancak kendisinin bunu istemediğini belirten genç iş insanı, "Babam bana her zaman güvendi. Ama ben onun parasıyla değil, kendi emeğimle başarılı olmak istiyorum. Bu yüzden çok çalışıyorum" ifadelerini kullanıyor. Onun bu azmi, hem ailesini hem de çevresindeki herkesi gururlandırıyor.
Genç iş insanının bu hikayesi, aslında birçok kişiye ilham kaynağı oluyor. Paranın mutluluk getirmediğini, asıl mutluluğun çalışarak bir şeyler başarmaktan geçtiğini gösteriyor. Onun bu duruşu, belki de babasının servetinden daha değerli.