Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerinin izlerini taşıyan ve UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi'nde yer alan Amasra Kalesi, bugünlerde doğanın amansız baskısıyla karşı karşıya. Yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki görkemli surların bazı bölümleri, sadece Karadeniz'in hırçın dalgalarının neden olduğu aşınmayla değil, aynı zamanda taşların arasına yerleşen yabani bitkilerin yarattığı fiziksel tahribatla da mücadele ediyor. Özellikle Kaleiçi ve Boztepe mahallelerindeki sur duvarlarını mesken tutan incir, defne ağaçları ve sarmaşıklar, köklerini taşların derinliklerine kadar uzatarak yapının bütünlüğünü bozuyor.

Kökler taşları yerinden oynatıyor
Surların üzerine ve taşların arasına yerleşen bu bitkilerin kökleri, zamanla duvarlardaki kale taşlarını yerinden oynatarak yapısal bir zafiyet yaratıyor. Köklerin genişlemesiyle birlikte bazı taşların yerinden koparak düşme tehlikesi oluşturması, bölge sakinleri ve tarih meraklıları için endişe verici bir tablo ortaya koyuyor. Duvarların bazı bölümlerini tamamen kaplayan bu yeşil örtü, tarihi dokunun estetiğini bozmanın ötesinde, kalenin fiziksel direncini de ciddi oranda zayıflatıyor.

İki kez temizlendi ama sonuç değişmedi
Tarihi yapıyı korumak amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile belediye iş birliğinde 2017 ve 2023 yıllarında kapsamlı temizlik çalışmaları gerçekleştirilmişti. Bu çalışmalarda, devasa boyutlara ulaşan ağaçların köklerine özel kimyasal ilaçlar enjekte edilerek bitkilerin tamamen yok edilmesi hedeflenmişti. Ancak kale taşlarının arasındaki toprak birikintileri, bu bitkilerin yeniden filizlenmesine ve kısa sürede eski güçlerine kavuşarak surlara zarar vermeye devam etmesine olanak tanıdı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen, doğanın bu inatçı döngüsü karşısında kalenin korunması zorlu bir süreç haline geldi.

Yeni girişimler gündemde
Amasra Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Melih Saylam, surların karşı karşıya kaldığı bu durumu yakından takip ettiklerini belirterek, tarihi mirasın korunması için yeni adımların atılması gerektiğini vurguladı. Saylam, daha önce yapılan temizlik çalışmalarının ardından ağaçların yeniden büyümesinin tarihi surlara ciddi zarar verdiğini ifade ederek, bölgedeki bitki örtüsünün temizlenmesi konusunda gerekli girişimlerin başlatıldığını duyurdu. Uzmanlar, kalenin geleceği için sadece yüzeysel temizliğin yeterli olmadığını, taş aralarındaki toprak yapısının da kalıcı çözümlerle ele alınması gerektiğini belirtiyor.




