Havadis | Bitlis | Bitlis'in asırlık değirmeni zamana direniyor 'Hazır una alışamadık'

Bitlis'in asırlık değirmeni zamana direniyor 'Hazır una alışamadık'

Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde, teknolojik gelişmelere rağmen ayakta kalmayı başaran tarihi un değirmeni, yöre halkının geleneksel üretim kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Değirmen sahibi Fazıl Akkol, babasından devraldığı bu mirası gelecek nesillere aktarmak istediğini belirtirken, müşteriler de yerli buğdaydan elde edilen doğal unun lezzetine vurgu yapıyor.

Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde, teknolojik gelişmelere rağmen ayakta kalmayı başaran tarihi un değirmeni, yöre halkının geleneksel üretim kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Değirmen sahibi Fazıl Akkol, babasından devraldığı bu mirası gelecek nesillere aktarmak istediğini belirtirken, müşteriler de yerli buğdaydan elde edilen doğal unun lezzetine vurgu yapıyor.

Bitlis'in asırlık değirmeni zamana direniyor 'Hazır una alışamadık'
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde, yüz yılı aşkın süredir ayakta kalan tarihi un değirmeni, modern çağın tüm imkânlarına rağmen geleneksel üretim anlayışını sürdürüyor. İlçe merkezinde faaliyet gösteren bu asırlık yapı, hem bölge sakinlerinin un ihtiyacını karşılıyor hem de Adilcevaz'ın kültürel kimliğinin canlı bir parçası olarak öne çıkıyor.

Geçmişte köylerin ve ilçenin vazgeçilmez ihtiyaç merkezlerinden biri olan değirmencilik, endüstriyel fabrikaların yaygınlaşmasıyla eski gücünü kaybetmiş durumda. Ancak Adilcevaz'daki bu tarihi değirmen, taşlarının dönüşüyle adeta zamana meydan okuyor. Buğday ve diğer tahılların öğütülerek una dönüştürüldüğü bu mekân, özellikle doğal ve katkısız un arayanların ilk tercihi olmaya devam ediyor.

Geleneksel yöntemler hâlâ tercih ediliyor

Değirmenin taşları ve çalışma düzeni, geçmişin üretim kültürünü günümüze taşıyor. Yılların yıpratıcı etkisine rağmen hâlâ ilk günkü gibi çalışan bu sistem, yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda ilçenin tarihine ışık tutan bir kültür hazinesi niteliği taşıyor. Ziyaretçiler, burada yalnızca un öğütme sürecine tanıklık etmekle kalmıyor; aynı zamanda geçmişte insanların günlük yaşamlarını nasıl sürdürdüklerine dair de önemli ipuçları buluyor.

Değirmenin ayakta kalması, gelecek kuşaklara aktarılması gereken geleneksel mesleklerin ve üretim kültürünün somut bir örneği olarak değerlendiriliyor. Adilcevaz'da yaşayan vatandaşlar, bu tür tarihi yapıların korunmasının büyük önem taşıdığını ifade ediyor.

Değirmen sahibi: Bu mirası geleceğe taşımak istiyorum

Değirmenin işletmecisi Fazıl Akkol, bu geleneğin aile mesleği olduğunu belirterek şunları söyledi: "Değirmenimizi babam kurdu, şimdi ben işletiyorum. Eskiden Adilcevaz'da 10 tane değirmen vardı, şimdi ise tek bir tane var. Bunu kapatmak istemiyorum, gelecek nesillere bırakmak istiyorum." Akkol'un bu sözleri, değirmenin yalnızca bir işletme değil, aynı zamanda bir aile mirası olduğunu da gözler önüne seriyor.

Değirmenin sadık müşterilerinden Hasan Karaaslan ise geleneksel unun önemine dikkat çekerek, "İyi ki Adilcevaz'da böyle bir değirmen var. Çünkü hazır una alışamadık. Yerli buğdayımızı burada una çeviriyoruz, istediğimiz kıvama getiriyoruz. Endişemiz odur ki değirmen inşallah kapanmaz, çünkü hazır una alışamadık" dedi.

Adilcevaz'ın bu asırlık değirmeni, teknolojinin hızla ilerlediği bir dönemde geleneksel üretimin hâlâ ne kadar değerli olduğunu gösteren ender örneklerden biri olarak varlığını sürdürüyor. Yöre halkının desteği ve işletmecisinin kararlılığı sayesinde, bu tarihi yapının daha uzun yıllar ayakta kalması bekleniyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız