Bolu'nun bereketli toprakları, unutulmaya yüz tutmuş lezzetleri yeniden gün yüzüne çıkarmak için hummalı bir çalışmaya ev sahipliği yapıyor. Bolu Belediyesi tarafından yürütülen ve yerel tarımsal mirasın korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasını hedefleyen Ata Tohumu Projesi, meyvelerini vermeye başladı. Kentin tarımsal kimliğini oluşturan ve yüzlerce yıllık bir geçmişe dayanan bu özel tohumlar, uzman ekiplerin gözetiminde yeniden hayat buldu. Nisan ve mayıs aylarında toprakla buluşturulan fideler, mevsim boyunca ziraat mühendislerinin yakından takibiyle büyütülerek hasat dönemine ulaştırıldı.
Gelecek sezonun tohumları özenle seçiliyor
Üretim sahasında gerçekleştirilen hasat mesaisinde sadece ürünlerin toplanmasıyla yetinilmiyor. Elde edilen domates, biber, fasulye, patlıcan ve salatalık gibi sebzeler arasından en verimli, genetik yapısı en güçlü ve sağlıklı olanlar titizlikle ayrıştırılıyor. Bu seçkin ürünler, bir sonraki ekim sezonunda kullanılmak üzere tohumluk olarak ayrılıyor. Böylece, yerel çeşitlerin genetik özellikleri hiçbir bozulmaya uğramadan muhafaza edilerek, sürdürülebilir bir tarım döngüsü oluşturulması amaçlanıyor. Bu yöntemle, yerel tarımsal çeşitliliğin korunması ve bölge halkının kendi öz tohumlarına yeniden kavuşması hedefleniyor.
Çayırköy'deki üretim sahası bir laboratuvar gibi çalışıyor
Projenin merkez üssü konumunda olan Çayırköy'deki Bebek Meyve Ormanı, adeta yaşayan bir gen bankası görevi görüyor. Belediye bünyesindeki Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri, bu alanda yürütülen çalışmalarla ata tohumlarının çoğaltılması için yoğun bir çaba sarf ediyor. Projenin sahadaki yürütücülerinden Ziraat Mühendisi Şengül Özen, yürütülen çalışmaların sadece bir üretim faaliyeti olmadığını, aynı zamanda bir kültürel miras koruma operasyonu olduğunu vurguluyor. Özen, nisan ve mayıs aylarında toprakla buluşturulan fidelerin gelişim sürecinin her aşamasının kayıt altına alındığını ve elde edilen tohumların gelecek dönemler için en değerli miras olduğunu belirtiyor.
Tarımsal mirası yarınlara taşıma hedefi
Belediye yetkilileri, temel amaçlarının ata tohumlarını koruyarak çoğaltmak ve bu kadim mirası gelecek nesillere güvenle aktarmak olduğunu ifade ediyor. Bolu'nun yerel tarım potansiyelini güçlendiren bu girişim, sadece sebze üretimiyle sınırlı kalmayıp, bölgenin ekolojik dengesine de katkı sağlıyor. Yerel çeşitlerin yaşatılması ve yaygınlaştırılması adına atılan bu adımlar, modern tarım teknikleri ile geleneksel yöntemlerin birleştiği başarılı bir model oluşturuyor. Hasat edilen ürünlerin tohumluk olarak ayrılması, projenin sürekliliğini garanti altına alırken, Bolu'nun tarımsal geleceği için de umut verici bir tablo çiziyor.