Bursa'nın bereketli toprakları Karacabey Ovası, her yıl olduğu gibi bu yıl da Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan gelen yüzlerce mevsimlik tarım işçisine ev sahipliği yapıyor. Şırnak, Şanlıurfa ve Diyarbakır gibi illerden yola çıkarak mayıs ayında bölgeye ulaşan aileler, eylül sonuna kadar sürecek olan domates, biber ve karpuz hasadı için yoğun bir mesai harcıyor. Ancak bu zorlu çalışma süreci, sadece tarladaki yorgunlukla sınırlı kalmıyor; işçilerin konakladığı derme çatma çadırlar, temel yaşam standartlarından oldukça uzak bir tablo çiziyor.

Çadır kentlerde hijyen krizi ve sağlık riskleri
Bakırköy Mahallesi'ndeki çadırlarda yaşamlarını sürdüren aileler, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bin 250 lira yevmiye karşılığında kamyonetlere doluşarak tarlaların yolunu tutuyor. Gün boyu süren ağır hasat mesaisinin ardından akşam saatlerinde çadırlarına dönen işçileri, burada da başka bir mücadele bekliyor. Yaşam alanlarının yetersizliği, özellikle hijyen konusunda ciddi sorunları beraberinde getiriyor. Çadırların hemen yanına kurulan derme çatma tuvaletler ve banyo imkanlarının yokluğu, hem yetişkinlerin hem de çocukların sağlığını her geçen gün daha fazla tehdit ediyor.

Eğitim ve çalışma hayatı arasında sıkışan genç nesil
Tarlada çalışanlar arasında sadece yetişkinler değil, geleceğini inşa etmeye çalışan çocuklar da bulunuyor. Şırnak'ın Cizre ilçesinden gelen 14 yaşındaki Mevlüde Temiz, hem tarlada çalışıp hem de eğitim hayatını sürdürmeye çalışan öğrencilerden biri. 9'uncu sınıfa geçen Temiz, yaşadıkları zorlukları şu sözlerle özetliyor: Sabah saat 07.00'de tarlaya gidiyorum. Yağmur yağdığında çadırlarımız sular altında kalıyor. En temel ihtiyaçlarımız olan duş alma ve temiz bir tuvalete erişim konusunda büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bu durum, hem eğitim hayatımızı hem de günlük yaşam kalitemizi ciddi anlamda olumsuz etkiliyor.

Yerel yönetimden iyileştirme çağrısı
Mevsimlik işçilerin yaşadığı bu zorlu koşullara dikkat çeken Bakırköy Mahallesi Muhtarı Cengiz Kula, bölgedeki istihdam yetersizliği nedeniyle insanların binlerce kilometre uzaktan ekmek parası kazanmaya geldiğini vurguluyor. Kula, bu insanların memleketimizin çocukları olduğunu belirterek, yaşam alanlarının iyileştirilmesi için yetkililere çağrıda bulunuyor. Sıcak soğuk demeden alın teriyle çalışan bu ailelere sahip çıkılması gerektiğini ifade eden Kula, yaşam koşullarının daha insani standartlara getirilmesinin, bölgedeki tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından da büyük önem taşıdığını dile getiriyor. Yılın yarısını memleketlerinde, diğer yarısını ise bu geçici çadırlarda geçiren aileler, sezonun bir an önce tamamlanmasını ve evlerine dönmeyi bekliyor.




