ABD’nin New York eyaletindeki tarihi kalede yürütülen arkeolojik kazılar, Amerikan Bağımsızlık Savaşı dönemine ait 500’den fazla eseri gün yüzüne çıkardı.
New York’ta bulunan Fort Ticonderoga kalesi, topraklarının altında sakladığı sırları arkeologların titiz çalışmalarıyla yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Liberty Hill bölgesinde gerçekleştirilen son kazılarda, 1776 yılında bölgede konuşlanan Kıta Ordusu’na ait olduğu belirlenen 500’ü aşkın tarihi obje bulundu. Uzmanlar, bu buluntuların Amerikan bağımsızlık mücadelesinin hem askeri hem de sosyal dokusuna dair eşsiz bilgiler sunduğunu ifade ediyor.
Askeri yaşamın izleri gün yüzünde
Kazı alanından çıkarılan eserler arasında dönemin savaş teknolojisini ve askerlerin günlük yaşamını yansıtan parçalar dikkat çekiyor. Ateşli silah mekanizmaları, havan topu mermileri ve kılıç kabzası koruyucularının yanı sıra, alay ceketlerine ait düğmeler ve dökme demir kazan parçaları gibi kişisel eşyalar da toprak altından çıkarıldı. Özellikle taşınabilir bir mürekkep hokkası kapağı, kamptaki entelektüel veya idari faaliyetlere dair önemli bir kanıt olarak değerlendiriliyor. Şu anda laboratuvar ortamında restorasyon süreçleri devam eden bu eserlerin, temizlikleri tamamlandıktan sonra kale bünyesindeki müzede sergilenmesi hedefleniyor.
Stratejik tepenin kanlı geçmişi
Liberty Hill bölgesi, sadece Amerikan Bağımsızlık Savaşı ile değil, çok daha eski bir geçmişle de anılıyor. 1758 yılında Fransız ve İngiliz kuvvetleri arasında yaşanan kanlı çatışmalara ev sahipliği yapan bölge, o dönemde Carillon Heights adıyla biliniyordu. Araştırmacılar, bulunan bazı objelerin bu erken dönem çatışmalarına ait olabileceğini belirterek, tepenin yüzyıllar boyunca süren stratejik önemine dikkat çekiyor.
1755 yılında Fransızlar tarafından inşa edilen Fort Ticonderoga, su yollarına olan hakimiyeti nedeniyle tarih boyunca birçok kez el değiştirdi. İngilizler ve vatanseverler arasında defalarca el değiştiren kale, Saratoga Savaşı sonrasında İngiliz birliklerinin geri çekilirken gerçekleştirdiği yıkım hamlesiyle büyük zarar görmüştü. Bugün yapılan kazılar, bu yıkımın altında kalan ve yaklaşık çeyrek asırdır gizli kalan tarihi bir hafızayı yeniden canlandırıyor.