Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun New York'ta düzenlenecek olan yeni dönem toplantıları öncesinde, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın katılımı konusunda ciddi bir diplomatik engel ortaya çıktı. ABD yönetimi, Abbas'ın ülkeye giriş yapması için gerekli olan vize başvurusunu onaylamayarak, Filistin liderinin dünya liderleriyle doğrudan temas kurmasının önüne geçti. Bu durum, Washington ile Filistin yönetimi arasındaki gerilimin ulaştığı boyutu gözler önüne sererken, uluslararası toplumda da geniş yankı uyandırdı.
Yaptırım kapsamı genişletildi
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda, vize reddinin sadece bireysel bir karar olmadığı, Filistin Kurtuluş Örgütü ve Filistin yönetimi yetkililerine yönelik uygulanan yaptırım politikalarının bir parçası olduğu vurgulandı. Washington yönetimi, bu sert tutumuna gerekçe olarak Filistin tarafının reform taahhütlerini yerine getirmemesi, terörü övme iddiaları ve İsrail-Filistin anlaşmazlığını Uluslararası Ceza Mahkemesi ile Uluslararası Adalet Divanı gibi uluslararası yargı organlarına taşıma çabalarını gösterdi. Bu adımlar, ABD'nin Filistin yönetimine karşı izlediği baskı stratejisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Geçen yılın tekrarı yaşanıyor
Yaşanan bu vize krizi, aslında ilk kez karşılaşılan bir durum değil. Geçtiğimiz yıl da benzer bir engelle karşılaşan Mahmud Abbas, New York'taki BM Genel Kurulu'na fiziksel olarak katılamamış ve liderlere video mesaj yoluyla hitap etmek durumunda kalmıştı. Bu yıl da aynı engelle karşılaşan Abbas'ın, BM Genel Kurulu'ndaki 193 üye ülkenin yapacağı oylama sonucuna göre video konferans yöntemiyle katılıp katılamayacağı netleşecek. BM Genel Merkez Anlaşması, ev sahibi konumundaki ABD'nin yabancı diplomatların BM karargahına erişimine izin vermesini zorunlu kılsa da, Washington yönetimi güvenlik ve dış politika gerekçelerini öne sürerek bu kısıtlamaları uygulama hakkını kendinde görüyor.
Tanınma sorunu ve diplomatik çıkmaz
Filistin Devleti, dünya genelindeki ülkelerin yaklaşık yüzde 75'i tarafından resmi olarak tanınmasına rağmen, ABD'nin tutumu bu noktada belirleyici olmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi arasında Filistin'i resmi olarak tanımayan tek ülke konumunda bulunan ABD, bu tavrıyla diplomatik süreçlerdeki ağırlığını farklı bir yönde kullanmayı tercih ediyor. Filistinli yetkililer ve uluslararası gözlemciler, bu vize engelinin sadece bir seyahat kısıtlaması değil, aynı zamanda Filistin'in uluslararası platformlardaki sesini kısma girişimi olduğunu savunuyor. Taraflar arasındaki bu derin görüş ayrılığı, önümüzdeki günlerde BM çatısı altında yapılacak görüşmelerin seyrini de doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.