İsrail istihbaratının İran'a yönelik yürüttüğü gizli operasyonların tam bir fiyaskoyla sonuçlanması, teşkilatın üst kademesinde büyük bir tasfiye dalgasını beraberinde getirdi.
İsrail kamuoyu, Mossad'ın İran stratejisinin çöküşünü konuşuyor. Israel Hayom ve Ynet gibi İsrail medyasının önde gelen yayın organlarına yansıyan bilgilere göre, Mossad Başkanı Roman Gofman'ın İran masası ve istihbarat direktörlüğündeki kilit isimleri görevden alması, teşkilatın bölgedeki başarısızlığının resmi itirafı niteliğinde. 1997 yılındaki meşhur Halid Meşal krizinden bu yana ilk kez bu denli kapsamlı bir liyakat tartışması yaşanıyor.
Stratejik körlük ve hayal kırıklığı
Tel Aviv'in Washington'a "kolay bir zafer" olarak sunduğu İran planı, sahadaki gerçekliğe çarparak dağıldı. İran rejimini içeriden karıştırma, suikastlarla kaosa sürükleme ve halk ayaklanmalarını tetikleme üzerine kurulu kurgusal senaryolar, Tahran'ın güvenlik mekanizmasını sarsmaya yetmedi. Aksine, İsrail'in hamleleri İran yönetimini daha da konsolide etti.
Mossad içindeki operasyonel başarısızlıklar, teşkilatın psikolojik harp yöntemlerine de sıçradı. Sosyal medya üzerinden yayılan sahte videolar ve yapay zeka destekli manipülasyon girişimleri, İranlı yetkililer tarafından ciddiye alınmak yerine alay konusu oldu. Teşkilatın eski etki operasyonları şefi "O." kod adlı yetkilinin, "Kimse bir rejimin nasıl devrileceğini bilmiyor" şeklindeki itirafı, İsrail'in stratejik tıkanıklığını gözler önüne seriyor.
Laricani'nin teşhisi: Netanyahu'nun yanılgısı
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi eski sekreteri Ali Laricani, hayatını kaybetmeden kısa süre önce yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun İran halkını sokağa dökebileceğine dair inancını "büyük bir yanılgı" olarak tanımlamıştı. Laricani, İsrail'in her saldırısının ardından İran'ın çok daha hızlı bir şekilde yeni atamalar yaparak sistemi ayakta tuttuğuna dikkat çekmişti.
ABD'nin desteği sorgulanıyor
Gelinen noktada İsrail, sadece operasyonel bir başarısızlıkla değil, aynı zamanda jeopolitik bir yalnızlaşma riskiyle de karşı karşıya. ABD'nin bölgedeki askeri kapasitesinin sınırlarına dayanmış olması ve füze savunma sistemlerindeki tedarik sorunları, Tel Aviv'in "ABD bizi her koşulda korur" inancını sarstı.
Tüm bu hezimetlere rağmen Netanyahu hükümetinin geri adım atmak yerine sonbahar için daha geniş kapsamlı bir harekat planı hazırladığı iddia ediliyor. Uzmanlar, İsrail'in askeri güçle çözemediği sorunları daha fazla şiddetle aşmaya çalışmasının, bölgeyi çok daha büyük bir ateş çemberinin içine sürüklediği konusunda uyarıyor.