ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü Kongre üyelerine hitap ederek 1 saat 48 dakika süren tarihi bir konuşmaya imza attı. Trump’ın ikinci döneminin bu ilk Ulusa Sesleniş konuşması, 107 dakikalık süresiyle kendi rekorunu geride bırakarak şimdiye kadarki en uzun "State of the Union" hitabı olarak kayıtlara geçti. Geleneksel çerçeveye uygun olarak ağırlıklı biçimde iç politika ve ülke ekonomisine odaklanan konuşma; Yüksek Mahkeme’nin gümrük vergilerini iptal ettiği, İran’a müdahale sinyallerinin yoğunlaştığı ve başkanın onay oranlarının en düşük seviyeye gerilediği kritik bir atmosferde gerçekleştirildi.

Trump ekonomik veriler üzerinden pembe bir tablo çizdi
Yaklaşan Kasım ara seçimleri öncesinde seçmenlere seslenen Trump, ülke genelindeki ekonomik kaygılara rağmen iyimser bir duruş sergiledi. Ekonominin "daha önce hiç olmadığı kadar gürlediğini" savunan Trump; borsa endeksleri, mortgage oranları, benzin ve ilaç fiyatlarındaki gelişmeleri öne çıkararak "Milyonlarca ve milyonlarca Amerikalı kazanıyor" ifadesini kullandı. Ancak bu tablo, halkın genelindeki algıyla tam olarak örtüşmüyor. AP-NORC tarafından Şubat ayında yapılan bir anket, ABD’li yetişkinlerin yalnızca yüzde 39’unun Trump’ın ekonomi yönetimini onayladığını ortaya koyuyor.
Siyasi gerilim Kongre salonunda fiziki protestolara dönüştü
Konuşma sırasında salonda hakim olan atmosfer, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki derin siyasi kutuplaşmayı bir kez daha gözler önüne serdi. Demokratları sert sözlerle hedef alan Trump, "Bu insanlar çıldırmış, size söylüyorum, çıldırmışlar. Demokratlar bu ülkeyi mahvediyor" diyerek ülkenin sorunlarından muhalefeti sorumlu tuttu. Birçok Demokrat milletvekili etkinliğe katılmazken, salonda bulunanlar ise tepkilerini oturarak gösterdi. Temsilciler Meclisi Üyesi Ilhan Omar’ın, Minneapolis’teki federal operasyonlarda iki protestocunun ölmesine atıfta bulunarak "Siz Amerikalıları öldürdünüz" diye bağırması ve ardından salonu terk etmesi, gecenin en gergin anlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Seçmen güvenliği ve yargı kararları gündemin üst sıralarında yer aldı
Trump, konuşmasında "Amerika’yı Kurtarma Yasası" adını verdiği ve oy kullanmak için vatandaşlık kanıtı gerektiren düzenleme için Kongre’ye çağrıda bulundu. 2020 seçimlerine ilişkin asılsız sahtekarlık iddialarına dayanan bu talep, Cumhuriyetçilerin yasama organındaki çoğunluğu kaybetmeleri durumunda gelecek seçim sonuçlarını tartışmaya açabilecek bir hamle olarak değerlendiriliyor. Diğer yandan Trump, Yüksek Mahkeme’nin küresel gümrük tarifelerini iptal etmesine yönelik dilini yumuşatarak kararı "talihsizlik" olarak niteledi. Mahkeme üyelerini daha önce "aileleri için utanç kaynağı" olarak tanımlayan Trump, buna rağmen tarifeleri yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkarma planını savunmaya devam etti ve şöyle konuştu:
"Başkan olarak benim yeni bir anlaşma yapmak için sahip olduğum yasal güç, onlar için çok daha olumsuz olabilir."
İran’a yönelik sert ifadeler kullandı: Terörün bir numaralı destekçisi
Konuşmanın dış politika ayağında Trump; Gazze’deki ateşkes çabalarını, Hamas’ın elindeki rehinelerin getirilmesini, Nicolas Maduro’nun yakalanmasını ve NATO üyelerine yönelik harcama baskılarını birer başarı öyküsü olarak sundu. Ancak transatlantik ittifakı sarsan Grönland meselesine veya Avrupalı müttefiklerin endişelerine dair detaylara yer vermemesi, "Önce Amerika" ilkesine olan bağlılığının bir işareti olarak yorumlandı. Anketlerin ABD halkının yüzde 61’inin dış politikasını onaylamadığını ve yüzde 56’sının askeri müdahaleleri aşırı bulduğunu göstermesine rağmen Trump, İran’a karşı askeri seçenekleri masada tuttuğunu vurguladı. İran'ın Avrupa'yı ve yakında ABD'yi tehdit edebilecek füzeler geliştirdiğini iddia eden Trump şu sözlerle konuşmasını noktaladı:
"Dünyanın açık ara bir numaralı terör destekçisinin nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim. Bunun olmasına izin veremem."


