Edirne denince akla önce tava ciğer, sonra da onun ayrılmaz parçası olan Karaağaç acı biberi gelir. Yunanistan sınırındaki Karaağaç Mahallesi’nde üreticiler, yılın en hareketli günlerini yaşıyor. Ata tohumuyla yetiştirilen ve bölgenin tescilli lezzeti olan biberler, bugünlerde tarlalardan sofralara uzanan zorlu yolculuğuna başladı.
Sıcağa rağmen süren hasat
Tarlada 35 dereceyi bulan hava sıcaklığı işçileri zorlasa da, çalışma ortamı bir o kadar renkli. Üreticiler ve işçiler, 9/8’lik ezgiler eşliğinde gün boyu süren bir mesai yürütüyor. Kimyasal gübre kullanılmadan, tamamen doğal yollarla yetiştirilen bu biberler, sadece yerel değil ulusal marketlerden de büyük talep görüyor. Üretici Tunahan Ule, bu yıl 110 dekarlık alanda yaklaşık 250 ton ürün beklediklerini ve hava şartlarının biber için oldukça elverişli gittiğini söylüyor.
Sofralara gelme süreci
Tarladan toplanan biberlerin yolculuğu burada bitmiyor. Toplanan ürünler iplere diziliyor ve yaklaşık bir ay boyunca gölgede kurumaya bırakılıyor. Edirne Valisi Yunus Sezer, ata tohumunun korunması ve üretimin artırılması için yoğun çaba harcadıklarını belirtiyor. Eğer bu aralar Edirne’de bir tava ciğer tabağına uzanırsanız, tabağınızdaki o acı biberin, güneşin altında müzikler eşliğinde nasıl büyük bir emekle toplandığını artık biliyorsunuz.