Tasarruf finansman şirketleri üzerinden konut ve araç sahibi olmayı planlayanları yakından ilgilendiren kritik bir hazırlık gündeme geldi. 1 Ekim 2026 itibarıyla yürürlüğe girmesi beklenen yeni düzenleme, hem sözleşme sayısına hem de finansman limitlerine katı sınırlamalar getiriyor.
Tasarruf finansman sistemi, yüksek faiz oranlarından kaçınmak isteyen vatandaşlar için önemli bir alternatif oluşturmaya devam ediyor. Ancak sektörde yeni bir dönemin kapısını aralayacak olan düzenleme hazırlığı, sistemin işleyişinde köklü değişiklikleri beraberinde getiriyor.
Sözleşme sayısında sınırlama dönemi
Edinilen bilgilere göre, yeni sistemde katılımcıların aynı anda birden fazla sözleşme yapma özgürlüğü kısıtlanıyor. Artık bir kişi, en fazla bir taşıt ve bir konut ya da iş yeri finansmanı için sözleşme imzalayabilecek. Toplamda iki aktif sözleşme ile sınırlandırılan bu modelle, sistemin daha kontrollü bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.
Finansman tutarlarına üst sınır geliyor
Sadece sözleşme sayısı değil, çekilebilecek finansman miktarları da belirli bir tavan fiyatına bağlanıyor. Yapılan planlamaya göre, taşıt finansmanında 6 milyon 250 bin TL, konut ve iş yeri finansmanında ise 62 milyon 500 bin TL üst sınır uygulanacak. Ayrıca, bir kişinin tüm sözleşmelerinin toplam finansman tutarı da 62 milyon 500 bin TL'yi aşamayacak.
Sistemin işleyişi ve risk faktörleri
Tasarruf finansman şirketleri, katılımcılardan toplam finansman tutarının yüzde 7'si oranında hizmet bedeli alarak süreci başlatıyor. Finansman hakkına erişim için toplam tutarın yüzde 45'lik kısmının biriktirilmesi şart koşuluyor. Bu birikim süreci, katılımcının ödeme gücüne göre 6 aydan 36 aya kadar esnetilebiliyor.
Uzmanlar, özellikle peşinatsız girişlerde enflasyonun yarattığı risklere dikkat çekiyor. Yüksek enflasyon ortamında, biriktirilen paranın reel değerinin erimesi ve hedeflenen malın fiyatının artması, finansman sürecini zorlaştırabiliyor. Bu nedenle, yüzde 45'lik birikim diliminin mümkün olan en kısa sürede tamamlanması, katılımcılar için daha güvenli bir yol olarak görülüyor. Katılım bankalarından farklı olarak, bu sistemde teslimat gerçekleşene kadar yatırılan taksitlere herhangi bir kâr payı ödenmediğini ve anaparanın korunduğunu da hatırlatmakta fayda var.