Gaziantep, Anadolu'nun derinliklerinde saklı kalan binlerce yıllık medeniyet izlerini gün yüzüne çıkarmak amacıyla çok önemli bir bilimsel buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Gaziantep Üniversitesi Mavera Kongre ve Sanat Merkezi, Hitit uygarlığının siyasi, kültürel ve ekonomik yapısını masaya yatıran uluslararası bir sempozyumun kapılarını araladı. Torosların ötesindeki Hititlerin, MÖ 2. binyılın ortalarından 1. binyılın ortalarına kadar uzanan çok kültürlü yapısını ve sürekliliğini konu alan bu kapsamlı etkinlik, dünyanın dört bir yanından gelen akademisyenleri ve arkeoloji dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü'nün destekleriyle düzenlenen bu organizasyon, bölgenin tarihsel zenginliğini bilimsel verilerle taçlandırmayı hedefliyor.
Yesemek'in UNESCO yolculuğunda kararlı adımlar
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, şehrin arkeolojik mirasının korunması ve uluslararası platformlarda hak ettiği değeri görmesi için yürütülen çalışmalara özel bir parantez açtı. Özellikle Yesemek Taş Ocağı'nın UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi'ne dahil edilmesi konusundaki kararlılığını vurgulayan Şahin, bu hedefe ulaşmanın ancak kurumlar arası güçlü bir iş birliği ve ortak bir emekle mümkün olabileceğini belirtti. Şahin, Yesemek'in kalıcı listeye alınması sürecine dair inancını, bu başarının orada bulunan herkesin ortak emeğiyle gerçekleşeceğini ifade ederek dile getirdi. Arkeolojik değerlerin sadece geçmişi temsil etmediğini, aynı zamanda bir kültür ekonomisi oluşturduğunu belirten Şahin, bu mirasın geleceğe taşınmasının önemine dikkat çekti.
Beşeri sermaye ve kültürel mirasın geleceği
Kültürel mirasın korunmasında yetişmiş insan gücünün, yani beşeri sermayenin en kritik unsur olduğunu belirten Başkan Şahin, üniversitelerin bu noktadaki rolüne vurgu yaptı. Çocuklara fırsat eşitliği sunulması gerektiğini ifade eden Şahin, arkeolojinin sadece kazı yapmak değil, aynı zamanda bir medeniyet bilinci oluşturmak olduğunu savundu. Hız çağının getirdiği huzursuzluğa karşı, tarihin yavaşlatıcı ve düşündürücü gücüne sığınmanın gerekliliğini belirten Şahin, Fatih Sultan Mehmet Han'ın medeniyet anlayışından örnekler vererek, temizlik ve estetiğin bir arada olduğu bir yaşam kültürünün önemine değindi. Bugün ekilen kültür tohumlarının yarın kocaman bir ormana dönüşeceğine inandığını belirten Şahin, bilim dünyasından gelen çıktıların bu süreci ete kemiğe büründüreceğini ifade etti.
Bin yıllık tarih bilimsel verilerle aydınlanıyor
Sempozyum kapsamında, Güneydoğu Toros Dağları'nın güneyindeki Hitit varlığı ve bölgenin kültürel gelişimi, yaklaşık bin yıllık bir perspektifle ele alınıyor. Bilimsel oturumlarda, Oylum Höyük'teki arkeolojik buluntulardan Anadolu'daki dini etkileşimlere, Doğu Akdeniz'in kültürel mirasına kadar pek çok konu detaylıca tartışılıyor. Maddi kültür, epigrafi, sanat ve teknolojik gelişmeler üzerine yürütülen güncel araştırmalar, katılımcılarla paylaşılıyor. Gaziantep Vali Yardımcısı Oktay Kaya da organizasyonun Türkiye ve bilim dünyası için hayırlı olmasını dileyerek, emeği geçen tüm paydaşlara teşekkürlerini iletti. 23 Ekim tarihine kadar devam edecek olan bu önemli buluşmanın, akademik iş birliklerini güçlendirmesi ve Gaziantep'in köklü tarihini uluslararası arenada daha görünür kılması bekleniyor. Sempozyumdan elde edilecek bilimsel verilerin, Yesemek Taş Ocağı'nın adaylık sürecine de büyük bir ivme kazandırması hedefleniyor.