Giresun Üniversitesi Rektörlük Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu, Türkiye'nin enerji vizyonunda kritik bir dönemeç olan nükleer sanayi hamlesini konuşmak üzere önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Giresun'dan Geleceğin Teknolojilerine: Nükleer Sanayide Yeni Fırsatlar başlığıyla düzenlenen konferansta, nükleer enerji teknolojilerinin sadece bir elektrik üretim yöntemi değil, aynı zamanda devasa bir sanayi ekosisteminin lokomotifi olduğu vurgulandı. Giresun Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Nükleer Bilimler Uzmanı Prof. Dr. Ayhan Kara, nükleer santrallerin çalışma prensiplerinden başlayarak, bu karmaşık yapıların yerli sanayi için nasıl bir kaldıraç görevi görebileceğini katılımcılara aktardı.
Nükleer ekosistemde kalite ve izlenebilirlik şartı
Nükleer santrallerin binlerce mekanik ve elektronik bileşenden oluşan, hata payı sıfıra yakın sistemler olduğunu belirten Prof. Dr. Kara, bu alanda üretim yapmanın standart bir metal işleme sürecinden çok daha fazlasını gerektirdiğini ifade etti. Nükleer sanayide üretilen her bir parçanın, yüksek sıcaklık ve basınç gibi zorlu koşullara dayanıklılığının bilimsel verilerle kanıtlanması gerektiğini vurgulayan Kara, üretim süreçlerinin her aşamasının kayıt altına alınmasının, yani izlenebilirliğin, sektörün temel taşı olduğunu dile getirdi. Bir parçanın sadece sağlam olması yetmiyor; o parçanın üretiminde kullanılan malzemenin özelliklerinden uygulanan testlere kadar her adımın uluslararası standartlara uygun şekilde belgelenmesi gerekiyor.
Giresunlu sanayiciler için stratejik yol haritası
Nükleer sanayinin sadece reaktör çekirdeği üretmekten ibaret olmadığını, aksine vana, pompa, boru bağlantıları, sensörler ve otomasyon sistemleri gibi geniş bir yelpazeyi kapsadığını belirten Prof. Dr. Ayhan Kara, Giresunlu firmaların bu tedarik zincirine dahil olabileceği alanları işaret etti. Kara, yerel sanayicilere, başlangıçta en karmaşık parçalara odaklanmak yerine, reaktör dışındaki yardımcı sistemlere, mühendislik yazılımlarına ve kontrol teknolojilerine yönelmeleri tavsiyesinde bulundu. Bu stratejik yaklaşımın, Giresun'un sadece Türkiye içindeki projelere değil, aynı zamanda uluslararası pazarlara da yüksek katma değerli ürünler ihraç etmesine olanak tanıyacağını belirtti.
Küçük modüler reaktörler ve geleceğin teknolojileri
Konferansta dikkat çeken bir diğer konu ise, yapay zeka ve veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacıyla birlikte popülerleşen Küçük Modüler Reaktörler (SMR) oldu. Geleneksel devasa santrallerin aksine, daha esnek ve modüler yapıda olan bu sistemlerin, geleceğin enerji ihtiyacını karşılamada kilit rol oynayacağını ifade eden Prof. Dr. Kara, bu alandaki yerli tasarım çalışmalarının Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığı için hayati önem taşıdığını vurguladı. Üniversite-sanayi iş birliğinin bu noktada devreye girdiğini belirten Kara, dijital ikiz oluşturma, simülasyon ve prototip üretimi gibi süreçlerde üniversitelerin Ar-Ge altyapısının sanayicilere rehberlik etmesi gerektiğini söyledi.
Sonuç olarak, Akkuyu ve Sinop gibi büyük projelerin yerli firmalar için bir okul niteliğinde olduğunu belirten uzmanlar, Giresun'un mühendislik gücünün doğru adımlarla küresel nükleer tedarik zincirine entegre edilebileceğini ifade etti. Gençleri yazılım, otomasyon ve kontrol sistemleri gibi alanlarda uzmanlaşmaya davet eden Prof. Dr. Kara, bu dönüşümün sadece sanayicinin değil, şehrin ve ülkenin kazanımı olacağını sözlerine ekledi.