Hatay'ın Yayladağı ilçesinde yaşayan Cuma Akpınar, iki yıl önce aniden başlayan mide kanaması şikayetiyle hastaneye başvurduğunda hayatının en zorlu sınavıyla karşı karşıya kaldı. Yapılan detaylı tetkikler sonucunda siroz teşhisi konulan Akpınar için süreç, uzun ve meşakkatli bir karaciğer nakli arayışına dönüştü. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte günlük yaşam aktiviteleri kısıtlanan, nefes almakta ve yemek yemekte dahi zorlanan Akpınar, bir dönem yatalak hale gelerek yaşam mücadelesi verdi.
Umutların tükendiği noktada gelen hayat bağı
Akpınar, hastalığı süresince Türkiye'nin dört bir yanındaki hastanelerde uygun bir donör bulabilmek için büyük çaba sarf etti. Yakın çevresinden dört farklı isim gönüllü olarak karaciğerini bağışlamak istese de, yapılan tıbbi incelemelerde bu kişilerin sağlık durumlarının nakil için uygun olmadığı anlaşıldı. Kadavradan nakil için de uzun süre bekleyen ancak sonuç alamayan Akpınar için umutlar tükenmeye başlamıştı. Tam bu noktada, kendi oğluna yapılan testler sevindirici sonucu verdi. Oğlunun karaciğerinin doku uyumu sağladığının belirlenmesiyle birlikte, gerçekleştirilen başarılı operasyon Cuma Akpınar için yeniden doğuşun kapılarını araladı.
Camiye ve ibadetlere duyulan derin özlem
Sağlığına kavuşma sürecinde en büyük motivasyon kaynaklarından biri, hastalığı nedeniyle uzun süre uzak kaldığı cami ve ibadetleri oldu. Sirozla mücadele ettiği dönemde, bir buçuk yıl boyunca camiye gidemediğini ve ibadetlerini evde, yattığı yerden yerine getirmek zorunda kaldığını belirten Akpınar, o günleri büyük bir hüzünle hatırlıyor. Nakil sonrası iyileşme sürecini tamamlayan Akpınar, sağlığına kavuşmanın mutluluğunu, hasret kaldığı caminin yolunu tutarak taçlandırdı. Şimdi ise camide müezzinlik yaparak gönüllü hizmet vermenin huzurunu yaşıyor.
Yeni bir başlangıç ve umre hayali
Operasyonu gerçekleştiren sağlık ekibine ve kendisine hayat veren evladına minnettar olduğunu her fırsatta dile getiren Cuma Akpınar, artık çok daha rahat bir yaşam sürdüğünü ifade ediyor. Ağrılarından kurtulmanın ve eski enerjisine kavuşmanın sevincini yaşayan Akpınar'ın önündeki en büyük hedef ise uzun süredir hayalini kurduğu umre ziyaretini gerçekleştirmek. Hastalık sürecinde ümidini yitirdiği anlar olduğunu itiraf eden Akpınar, bugün ise hayata çok daha umutlu bakıyor. Hem kendisinin hem de donör olan oğlunun sağlık durumunun gayet iyi olması, ailenin yaşadığı bu zorlu süreci mutlu bir sonla noktalamasını sağladı.