Akbank'tan devasa yeşil hamle: 2030 hedefini 2,5 trilyon liraya taşıdı

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31 öncesinde sürdürülebilir finansman stratejisini güncelleyen Akbank, 2030 yılına kadar ayıracağı kaynağı 2,5 trilyon TL seviyesine çıkararak sanayiden turizme kadar geniş bir yelpazede yeşil dönüşümün finansal mimarı olmayı hedefliyor.

Akbank'tan devasa yeşil hamle: 2030 hedefini 2,5 trilyon liraya taşıdı

Türkiye'nin 2026 yılının Kasım ayında Antalya'da ağırlayacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, finans sektörünün iklim krizine karşı alacağı pozisyon netleşmeye başladı. Bu kritik süreçte sürdürülebilir finansman stratejisini revize eden Akbank, 2030 yılı için daha önce belirlediği 800 milyar TL'lik hedefi, 2026'nın üçüncü çeyreğinde 905 milyar TL'ye ulaşarak geride bıraktı. Banka, bu başarının ardından çıtayı çok daha yukarı taşıyarak 2030 hedefini 2,5 trilyon TL'ye yükselttiğini duyurdu. Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, bu devasa kaynağın sadece bir rakamdan ibaret olmadığını, reel ekonomide somut ve ölçülebilir bir etki yaratmayı amaçladıklarını vurguladı. Gür, özellikle sanayinin yeşil dönüşümüne odaklanacaklarını ve yeni yeşil kredi kullandırımlarının yarısını bu alana yönlendireceklerini belirtti.

Sanayide yeşil dönüşüm ve tedarik zinciri seferberliği

Türkiye'nin net sıfır emisyon hedeflerine ulaşması, özellikle çelik, çimento, alüminyum ve gübre gibi karbon yoğun sektörlerde 70 milyar doları aşan bir yatırım ihtiyacını beraberinde getiriyor. Akbank, bu dönüşümün standart kredi paketleriyle değil, her işletmenin teknik ihtiyacına özel modellerle mümkün olabileceğine inanıyor. Bu vizyonla geliştirilen Yeşil Dönüşüm Skoru, bugüne kadar 500'ü aşkın şirketin dönüşüm kapasitesini analiz ederek kredi süreçlerine entegre edildi. Banka, sadece büyük sanayi kuruluşlarını değil, tedarik zincirindeki KOBİ'leri de bu sürecin merkezine alıyor. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile yürütülen risk paylaşımlı programlar, tedarikçi şirketlerin çevresel ve sosyal hedeflere uyum sağlamasını kolaylaştırırken, COP31'de bu iş birliğinin daha geniş bir ekosisteme yayılması planlanıyor.

Enerji verimliliğinden mavi finansmana uzanan strateji

Bankanın COP31 gündemindeki bir diğer kritik başlık ise elektrifikasyon ve sürdürülebilir iklimlendirme sistemleri. Küresel enerji talebinin önemli bir kısmını oluşturan binalarda, verimli soğutma ve ısıtma teknolojilerine geçiş, hem enerji maliyetlerini düşürüyor hem de emisyonları azaltıyor. UNDP Cool-Up Programı'nın Türkiye'deki ilk finansal ortağı olan Akbank, bu alandaki teknik danışmanlığı finansmanla birleştirerek işletmelere rehberlik ediyor. Ayrıca, yenilenebilir enerji yatırımları ve öz tüketim projeleri, bankanın proje finansmanı portföyünde ağırlığını artırıyor; nitekim enerji portföyündeki yenilenebilir enerji payı yüzde 77 seviyelerine ulaşmış durumda. Mavi finansman başlığı altında ise su verimliliği, atık yönetimi ve sürdürülebilir turizm yatırımları önceliklendiriliyor. Özellikle turizm sektöründe, bankanın desteklediği otel portföyünün neredeyse tamamı mavi finansman kriterlerine uygun projelerden oluşuyor.

Eğitimde ileri dönüşüm ve toplumsal etki

Akbank'ın sürdürülebilirlik vizyonu, finansal modellerin ötesine geçerek toplumsal bir dönüşümü de tetikliyor. Milli Eğitim Bakanlığı ile yürütülen Dönüşümde Gelecek Var projesi, bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bankanın kullanım ömrünü tamamlamış ofis mobilyaları, Hatay'daki meslek liselerinde öğrenciler tarafından onarılarak yeni okul eşyalarına dönüştürülüyor. Bugüne kadar 19 bin 200 okul mobilyasının üretildiği ve 400 bini aşkın öğrenciye ulaşıldığı bu model, yeni dönemde Türkiye genelindeki tüm meslek liselerine yaygınlaştırılacak. COP31'de Yeşil Alan'daki İklim Finansman Hub'ında yer alacak olan Akbank, tüm bu programları uluslararası paydaşlarla buluşturarak Türkiye'nin iklim finansmanı konusundaki potansiyelini küresel ölçekte görünür kılmayı hedefliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız