Anadolu'nun çalınan hafızası 70 yıl sonra evine döndü: 100 paha biçilemez eser İstanbul'da

Amerika Birleşik Devletleri'nden Türkiye'ye iadesi sağlanan 100 tarihi eser, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde düzenlenen özel bir törenle kamuoyuna tanıtıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, sadece eserlerin dönüşü değil, aynı zamanda yıllar süren bilimsel dedektiflik çalışmalarının ve uluslararası hukuk mücadelesinin zaferi de kutlandı.

Anadolu'nun çalınan hafızası 70 yıl sonra evine döndü: 100 paha biçilemez eser İstanbul'da

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, uzun yıllar boyunca dünyanın farklı noktalarına dağılmış olan Anadolu mirasının en görkemli buluşmalarından birine ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Amerika Birleşik Devletleri'nden titizlikle yürütülen diplomatik ve hukuki süreçler sonucunda Türkiye'ye getirilen 100 kültür varlığını kamuoyuyla paylaştı. Bu eserlerin dönüşü, sadece fiziksel bir geri kazanım değil, aynı zamanda Anadolu'nun kültürel bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi adına atılmış dev bir adım olarak nitelendiriliyor. Bakan Ersoy, bu sürecin sadece bir vitrinden diğerine eser taşımak olmadığını, aksine her bir parçanın kendi hikayesiyle ait olduğu topraklarda yeniden hayat bulması anlamına geldiğini vurguladı.

Yarım asırlık ayrılığa bilimsel son

İade edilen eserler arasında en dikkat çeken gruplardan biri, Tokat'ın Erbaa ilçesindeki Horoztepe bölgesinden yaklaşık 70 yıl önce kaçırılan 40 parçalık koleksiyon oldu. MÖ 2300 ile 2000 yılları arasına tarihlenen bu nadide eserler, Erken Tunç Çağı'nın metal işçiliğindeki ustalığını gözler önüne seriyor. Bakan Ersoy, bu eserlerin geri getirilmesinde merhum Prof. Dr. Tahsin Özgüç'ün yıllar önce yaptığı bilimsel çalışmaların ve 1953 yılındaki kaçak kazılara dair tutulan kayıtların kritik bir rol oynadığını belirtti. Arşiv belgeleri ile güncel arkeolojik verilerin birleştirilmesi, eserlerin yurt dışına kaçırılma serüvenini aydınlatarak iade sürecini hukuken güçlendirdi.

Düver'in mimari mirası yeniden birleşiyor

Bir diğer önemli iade grubu ise Burdur'un Düver Köyü kökenli 44 adet pişmiş toprak mimari levhadan oluşuyor. Arkaik Dönem'e, yani MÖ 6. yüzyıla tarihlenen bu levhalar, dönemin çatı ve kaplama düzenleri hakkında eşsiz bilgiler sunuyor. Bakan Ersoy, 2022'den bu yana farklı ülkelerden ve müzelerden parça parça Türkiye'ye kazandırılan bu eserlerin, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde yürütülecek özel bir projeyle koleksiyonun diğer parçalarıyla bir araya getirileceğini müjdeledi. Bu çalışma, geçmişte yaşanan yağmanın izlerini silerken, kararlılıkla yürütülen iade politikalarının birleştirici gücünü de simgeliyor.

Kaçış yok: Boubon'un bronzları sergide

Programın en çarpıcı bölümlerinden biri, Burdur'un Gölhisar ilçesindeki Boubon Antik Kenti'nden kaçırılan bronz heykellerin bir araya getirildiği Kaçış Yok: Boubon sergisinin açılışı oldu. 1960'lı yıllarda parçalanarak dünyanın dört bir yanına dağıtılan Roma imparatorluk ailesine ait heykeller, yıllar süren iz sürme çalışmaları sonucunda yeniden bir araya geldi. Prof. Dr. Jale İnan'ın öncülüğünde başlayan bilimsel araştırmalar, gazeteci Özgen Acar'ın belgeleri ve uluslararası uzmanların katkılarıyla birleşerek bu heykellerin kimliğini kanıtladı. Özellikle Marcus Aurelius heykelinin ayak kalıbı ile kaidedeki oyukların uyumu ve yapılan izotop analizleri, eserin kökenini tartışmasız biçimde ortaya koydu. Manhattan Bölge Savcılığı ve HSI ile kurulan güçlü iş birliği, bu eserlerin sadece Türkiye'ye dönmesini sağlamakla kalmadı, aynı zamanda dünya genelinde kültür varlığı iadesi konusunda yeni bir yaklaşımın da öncüsü oldu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız