İstanbul'un kültür sanat duraklarından biri olan İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, kapılarını yakın tarihimizin en önemli kalkınma hamlelerinden birine ışık tutan özel bir sergiye açtı. Bir Neslin Yükselişi: Erken Cumhuriyet’te Yurtdışı Eğitim Seferberliği başlığını taşıyan bu sergi, 1924 ile 1954 yılları arasında devlet bursuyla dünyanın dört bir yanına gönderilen gençlerin, ülkelerine dönerek nasıl bir dönüşüm yarattıklarını gözler önüne seriyor. Küratörlüğünü İzzeddin Çalışlar ve Hülya Öz’ün üstlendiği, tasarımını ise Burçak Madran’ın gerçekleştirdiği bu kapsamlı çalışma, sadece bir sergi değil, aynı zamanda Cumhuriyetin ilk çeyrek asrına dair bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Levent’teki galeride 7 Mart 2027 tarihine kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek olan sergi, her gün 09.00-19.00 saatleri arasında meraklılarını bekliyor.

Liyakat ve fırsat eşitliğiyle kurulan bir gelecek
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında tarımdan sanayiye, eğitimden savunmaya kadar pek çok alanda yetişmiş insan kaynağına duyulan ihtiyaç, devletin stratejik bir karar almasını zorunlu kılmıştı. 1929 yılında yürürlüğe giren 1416 Sayılı Kanun ile sistemli hale getirilen bu süreç, Anadolu’nun dört bir yanından gelen zeki ve çalışkan gençlerin devlet eliyle yurtdışındaki üniversitelere gönderilmesini sağladı. Mustafa Necati ve Hasan Âli Yücel gibi vizyoner maarif bakanlarının öncülüğünde yürütülen bu seferberlik, sadece akademik bir eğitim programı değil, aynı zamanda ülkenin geleceğini şekillendirecek bir idealizm projesiydi. Bursiyerlerin mektupları, kişisel eşyaları ve belgeleri üzerinden aktarılan bu hikaye, gençlerin yabancı topraklarda yaşadıkları zorlukları, İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerini ve tüm bunlara rağmen vatanlarına hizmet etme konusundaki sarsılmaz kararlılıklarını belgeliyor.

Ailelerin sandıklarından çıkan tarih
Serginin en dikkat çekici yanlarından biri, anlatılan hikayelerin doğrudan o dönemin bursiyerlerinin çocukları ve aile üyeleri tarafından özenle saklanan anılarla kurgulanmış olmasıdır. İzzeddin Çalışlar, bu projenin bugüne kadar hep ünlü isimlerin gölgesinde kalan geniş bir akademik ve bilimsel alanı aydınlatmayı hedeflediğini belirtiyor. Atatürk’ün kıvılcımlar olarak nitelendirdiği bu gençlerin, sadece birer öğrenci değil, aynı zamanda Cumhuriyetin çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma vaadinin birer temsilcisi olduklarını vurgulayan Çalışlar, serginin literatüre önemli bir katkı sunduğunu ifade ediyor. Hülya Öz ise bu sergiyi, babalarının yaşamlarına, ahlaklarına ve adanmışlıklarına şahitlik etmiş temsilciler olarak devraldıkları idealist mirası günümüz gençliğine aktarma çabası olarak tanımlıyor.

Savaşın gölgesinden aydınlığa uzanan yolculuk
Sergi, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlık yolunda attığı adımların, eğitimle nasıl taçlandırıldığını somut örneklerle gösteriyor. Fakir bir ülkenin çocukları olmalarına rağmen, devletin sağladığı imkanları liyakatle kullanan bu nesil, kendilerinden beklenenin çok daha fazlasını başararak Türkiye’nin modernleşme sürecine büyük katkılarda bulundu. Sergilenen her bir belge, fotoğraf ve kişisel eşya, o dönemin zorlu koşullarında bile eğitimin nasıl bir öncelik haline getirildiğini ve fırsat eşitliğinin bir toplumu nasıl dönüştürebileceğini kanıtlıyor. Bugünün gençleri için bir umut ve ilham kaynağı olması hedeflenen bu sergi, otuz yıllık bir eğitim ve gelişim sürecini, o dönemin kahramanlarının kendi anlatılarıyla yeniden canlandırıyor. Bu kapsamlı proje, Cumhuriyetin yetiştirdiği ilk neslin, vatan sevgisi ve disiplinle örülü başarı hikayesini gelecek kuşaklara aktarmak için önemli bir köprü görevi görüyor.

