Dünya tıp literatüründe diyabet araştırmalarının öncü ismi olarak kabul edilen ve insülin direnci kavramının bilim dünyasına kazandırılmasında kilit rol oynayan San Antonio Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul'da önemli açıklamalarda bulundu. Atlas Üniversitesi'nde kendi adını taşıyan oditoryumda öğrenciler ve uzmanlarla bir araya gelen DeFronzo, Tip 2 diyabetin sadece bir kan şekeri yüksekliği sorunu olmadığını, tüm vücut sistemini tehdit eden karmaşık bir patofizyolojik süreç olduğunu belirtti. Uzman isim, diyabetin göz, böbrek ve kalp damar sistemi üzerindeki yıkıcı etkilerini durdurmanın, güncel tedavilerin temel amacı haline gelmesi gerektiğini ifade etti.
Tedavide yeni paradigma: Organları korumak
Tip 2 diyabet tedavisinde geleneksel yaklaşımın artık yetersiz kaldığını vurgulayan Prof. Dr. DeFronzo, hekimlerin bakış açısını değiştirmesi gerektiğini savundu. Geçmişte tek odak noktasının kan şekeri seviyelerini normal aralıkta tutmak olduğunu hatırlatan bilim insanı, günümüzde ise diyabetin neden olduğu uç organ hasarlarını engellemenin öncelik kazandığını belirtti. Böbrek yetmezliği, kalp damar hastalıklarına bağlı ölümler ve Alzheimer gibi ciddi komplikasyonların, diyabetin sistemik etkileri arasında yer aldığını ifade eden DeFronzo, tedavinin bu hasarları minimize edecek şekilde kurgulanması gerektiğini dile getirdi. Bu bağlamda, GLP-1 agonistleri gibi yeni nesil ilaç gruplarının kalp ve böbrek koruyucu etkilerinin klinik kanıtlarla desteklendiğini, ancak yüksek maliyetlerin yaygın erişim önünde bir engel teşkil ettiğini, jenerik ilaçların devreye girmesiyle bu durumun değişeceğini öngördüğünü belirtti.
Obezite pandemisi ve kilo kontrolünün hayati önemi
Konferansın bir diğer önemli başlığı ise obezite ile diyabet arasındaki doğrudan ilişki oldu. Prof. Dr. DeFronzo, günümüzde sıkça kullanılan zayıflama iğnelerinin yüzde 20'ye varan oranlarda kilo kaybı sağladığını ve bu durumun diyabet yönetiminde devrim niteliğinde bir başarı olduğunu vurguladı. Hem Amerika Birleşik Devletleri'nde hem de Türkiye'de obezite oranlarının alarm verici düzeyde olduğunu belirten uzman, diyabetten korunmanın en etkili yolunun kilo kontrolü olduğunu yineledi. Atlas Üniversitesi DİMER Diyabet ve Obezite Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Kanat ise Türkiye'deki tabloyu daha da çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Türkiye'nin Avrupa'da diyabet prevalansı en yüksek ülkelerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Kanat, son 30 yılda diyabet oranlarının yüzde 300 artış gösterdiğini ve bu artışın temel sorumlusunun genetik değişimlerden ziyade obezite olduğunu ifade etti.
Üç basit adımda diyabeti durdurmak mümkün
Türkiye'de her iki kişiden birinin ya diyabet hastası ya da diyabet adayı olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Kanat, toplum sağlığı için acil eylem planı niteliğinde üç temel öneride bulundu. Tip 2 diyabetin engellenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Kanat, yaşam tarzı değişikliklerinin ilaç tedavisi kadar etkili olabileceğini belirtti. İlk olarak kilo verilmesi gerektiğini, ikinci adımda haftalık 150 dakikayı bulan düzenli egzersiz veya yürüyüşün şart olduğunu, üçüncü olarak ise yağlı gıdaların tüketiminin ciddi oranda sınırlandırılması gerektiğini vurguladı. Öte yandan, İstanbul'da düzenlenecek olan DIMER Diabetes 2026 toplantısının, diyabet alanındaki en prestijli bilimsel buluşmalardan biri olacağını belirten Kanat, bu organizasyonun Türkiye'deki hekimlerin eğitimine ve diyabet yönetimindeki kalite standartlarının yükseltilmesine büyük katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.