İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen Unreal x Jeton konserinde yaşanan trajik olay, eğlence dünyasının karanlık yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. Konser sırasında fenalaşan üç kişiden ikisi hayatını kaybederken, bir kişinin yoğun bakımdaki yaşam mücadelesi devam ediyor. İstanbul Valisi Davut Gül'ün, mağdurların farklı uyuşturucu maddeler kullandığını açıklamasıyla birlikte, bağımlılık sorunu yeniden Türkiye'nin gündemine oturdu. Uzmanlar, bu tür trajedilerin münferit olmadığını, aksine toplumun her kesimini tehdit eden sinsi bir sürecin sonucu olduğunu vurguluyor.
Bağımlılığın sinsi tuzağı: Bir kereden bir şey olmaz
Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Hamdi Örüm, madde kullanımına başlama hikayelerinin genellikle masum görünen bir cümleyle başladığını belirtiyor. Bir kereden bir şey olmaz düşüncesinin, aslında madde satıcılarının kurbanlarını ağlarına düşürmek için kullandığı en etkili yöntem olduğunu ifade eden Örüm, bu tuzağa düşenlerin kısa sürede geri dönüşü olmayan bir kısır döngüye girdiğini söylüyor. Özellikle metamfetamin gibi maddelerin, kullanıcılarında şizofreni benzeri psikotik süreçleri tetikleyebildiğini ve bu durumun kalıcı hasarlar bırakabildiğini belirten uzmanlar, madde kullanımının sadece bireysel bir tercih değil, ailevi ve toplumsal bir yıkım olduğunu dile getiriyor.
Yargılamak yerine destek olmak gerekiyor
Bağımlılıkla mücadelede ailelerin tutumunun hayati önem taşıdığını belirten Liv Hospital Ulus Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Kenan Temiz, toplumun bağımlı bireylere yaklaşımında iki büyük hata yapıldığını vurguluyor. İlk hatanın kişiyi sürekli eleştirip dışlamak olduğunu belirten Temiz, ikinci hatanın ise ailelerin ayıp olmasın düşüncesiyle bağımlı bireyin arkasını toplaması olduğunu ifade ediyor. Bu durumun, kişinin maddeyle olan ilişkisini daha da derinleştirdiğini belirten uzmanlar, bağımlılığın iradeyle değil, profesyonel tıbbi destekle aşılabilecek bir hastalık olduğunu hatırlatıyor. Devlet hastaneleri ve AMATEM merkezlerinin bu süreçte en güvenli limanlar olduğunu belirten hekimler, yardım istemekten çekinilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Tedavi süreci bir yaşam biçimi değişikliğidir
Madde bağımlılığı tedavisinin sadece ilaç kullanımından ibaret olmadığını belirten Doç. Dr. Örüm, sürecin çok boyutlu bir rehabilitasyon gerektirdiğini ifade ediyor. Psikoterapi, sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, iş hayatının düzenlenmesi ve spor gibi hobilerle bireyin hayata yeniden tutunmasının sağlanması tedavinin temel bileşenlerini oluşturuyor. Tedavinin başarısı, kişinin motivasyonuna ve çevresinin ona karşı cesaretlendirici tutumuna bağlı olarak değişiyor. Uzmanlar, bağımlılıktan kurtulmanın bir varış noktası değil, ömür boyu sürecek bir dikkat ve yaşam biçimi değişikliği olduğunu belirterek, toplumun her ferdinin bu konuda bilinçlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.