Marmara Denizi'nin Silivri açıklarında 2 Eylül gecesi yaşanan ve denizcilik dünyasını sarsan çarpışma, beraberinde pek çok soru işaretini de getirdi. Kocaeli'den Aliağa'ya doğru seyir halinde olan 90 metre uzunluğundaki Türk bayraklı Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye yük taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli geminin 18 mil güneyde çarpışması, bölgede büyük bir arama kurtarma seferberliğine yol açtı. Kazanın hemen ardından Tuğberk İmamoğlu gemisinde görevli 10 personelle irtibatın kesilmesi, olayın vahametini gözler önüne sererken, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekipleri zamana karşı yarışarak çalışmalarını sürdürüyor. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan adli soruşturma ise kazanın nedenini ve sorumlularını belirlemek adına çok yönlü bir şekilde derinleştiriliyor.
Detaylı inceleme ve dijital veriler mercek altında
Soruşturma kapsamında atılan adımlar, olayın tüm teknik boyutlarıyla aydınlatılmasını hedefliyor. Savcılık, her iki geminin armatör ve işletici şirketlerinden, kazanın yaşandığı anlara dair tüm dijital verilerin ve belgelerin teslim edilmesini talep etti. Bu kapsamda Alsu gemisinin seyir rotası, manevra bilgileri, köprüüstü kayıtları, VDR ve AIS/GPS verileri ile birlikte mürettebat çizelgeleri ve yük kayıtları gibi kritik belgeler muhafaza altına alınıyor. İstanbul Bölge Liman Başkanlığı'ndan ise gemilerin sicil belgeleri, klas raporları ve liman devleti kontrol dosyaları gibi idari kayıtlar istenerek, gemilerin teknik yeterlilikleri ve geçmiş denetim süreçleri titizlikle inceleniyor. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'ne verilen talimatla, olaydan önceki 12 saati kapsayan tüm telsiz haberleşmeleri ve Gemi Trafik Hizmetleri (VTS) ile yapılan görüşmelerin dökümleri soruşturma dosyasına dahil ediliyor.
Bilirkişi heyeti ve derin deniz zorlukları
Olayın teknik boyutunu analiz etmek ve kusur oranlarını belirlemek amacıyla gemi kaptanları ile gemi inşa mühendislerinden oluşan uzman bir bilirkişi heyeti görevlendirildi. Bilirkişiler, kaza mahallinde incelemelerde bulunurken, aynı zamanda Silivri limanına çekilmekte olan Alsu gemisi üzerinde de detaylı bir teknik çalışma yürütüyor. Ancak operasyonun en zorlu kısımlarından birini, Tuğberk İmamoğlu gemisinin battığı bölgenin coğrafi yapısı oluşturuyor. Deniz derinliğinin 800 ile bin 100 metre arasında değiştiği bölgede, enkazın tespiti ve delillerin toplanması için özel teknik imkanların kullanılması gerekiyor. Bu derinlikte çalışma yapabilecek ekipmanların koordinasyonu için yoğun bir çaba sarf edilirken, deniz tabanındaki tarama faaliyetlerinin nasıl yürütüleceği konusunda stratejik planlamalar yapılıyor.
Telsiz kayıtları ve çevresel riskler
Kamuoyuna yansıyan ve kaptanlar arasında geçtiği iddia edilen telsiz görüşmelerinin doğruluğunu teyit etmek isteyen savcılık, resmi kanallar üzerinden tüm VHF ve VTS haberleşme kayıtlarını talep etti. Sosyal medyada veya açık kaynaklarda yer alan kayıtların aksine, resmi soruşturma dosyasına giren verilerin Sahil Güvenlik unsurları ile yapılan görüşmelerle desteklendiği ve tutanak altına alındığı belirtiliyor. Öte yandan, geminin battığı bölgede gözlemlenen deniz kirliliği, çevre ekiplerini de harekete geçirdi. Kirliliğin kaynağını ve yayılımını belirlemek, olası çevresel riskleri minimize etmek amacıyla sağlık ve çevre tedbirleri kapsamında kapsamlı bir inceleme süreci başlatıldı. Yetkililer, hem deniz ekosistemini korumak hem de kazanın nedenlerini tam olarak ortaya koymak için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguluyor.